.
BİLGİNİN AÇIK ADRESİ...İNTERNETİN EN GÖZDE.ve.EN KAPSAMLI SİTESİYİZ.ARADIĞINI BİLMEYEN.BULDUĞUNU ANLAMAZ...ÖNEMLİ OLAN NE KADAR BİLDİĞİN DEĞİL.NE KADAR ÖĞRENDİĞİNDİR...ARADIĞINIZ HERŞEY BURADA BU SİTEYİ GEZİN HERŞEYDEN HABERİNİZ OLSUN.....DOĞRU BİLGİYE ULAŞMANIN EN HIZLI YOLU...BU SİTEYE UĞRAMAKTAN GEÇER...SİTEMİZ . BİLGİYE ERİŞİMİN ve PAYLAŞIMIN EN DOĞRU ADRESİ...BOŞ ZAMAN YOKTUR, BOŞA GEÇEN ZAMAN VARDIR…ÖNERİLERİNİZİ . ZİYARETCİ DEFTERİNDEN İLETEBİLİRSİNİZ...
.
.
 
GÜNCEL PAYLAŞIM
 
  ANA SAYFA
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  EL SIKIŞMA SİTİLLERİ TOKALAŞMA)
  SADECE BİR TIKLAMA YETERLİ
  SIFIRI KİM BULDU
  OSMANLI DÖNEMİ BİLGİLERİ
  OSMANLI PADİŞAHLARININ ÖLÜM SEBEPLERI
  BİTLER
  BİLGİSAYARLA İLGİL BİLGİLERİ BURADA BULABİLİRSİNİZ
  ZIT ANLAMLI SÖZCÜKLER TABLOSU
  ***DÜNYANIN İLKLERİ***
  DÜNYAMIZDAN BAZI BİLGİLER
  İNSAN VUCUDUNUN MUCİZELERİ
  YANLIŞ BİLDİKLERİMİZ
  KİŞİLİĞİNİZ KAN GURUBUNUZDA GİZLİ
  *HER DERDİN DEVASI BİTKİLER*
  ZEKA GELİŞTİREN TEMEL TEKNİKLER
  İNSANI ZİNDE TUTAN SÜPER MEYVELER
  VİTAMİNLER
  VUCUDUMUZU TANIYALIM
  BİR KİŞİNİN EROYİN KULLANDIĞI NASIL ANLAŞILIR?
  VUCUDUN SU İSTEMESİNİN NEDENLERİ
  KURUYEMİŞİN FAYDALARI
  İNSANLIK TARİHİ
  AKRABA EVLİLİKLERİ ve SAKINCALARI
  BEYİN ve BEYİN HASTALIKLARI
  İYİ HAFIZAYA SAHİP OLMANIN YOLLARI
  KANSERİ ÖNLEYEN ANTİOKSİDANLAR
  GELİŞME ÇAĞINDAKİ ÇOCUKLAR İÇİN BESİNLER
  HAMİLELİK BELİRTİLERİ
  MİDE GAZI NASIL GİDERİLİR
  UYUŞTURUCUYA HAYIR
  DÜNYADA KAÇ IRK VAR
  İNSAN VUCUDU
  KIZILDERİLİ KABİLELERİN İSİMLERİ
  CUMHURİYET TARİHİ EKONOMİ KRONOLOJİSİ
  DENGELİ BESLENME YOLLARI
  DÜNYA TARİHİ KRONOLOJİSİ
  HANGİ BESİN NEYE İYİ GELİYOR
  SAGLIK İKSİRLERİ
  RAHATSIZLIK VE HASTALIKLAR
  KAN GURUPLARI
  İLAÇ GİBİ BESİNLER
  KAHVE'NİN MUCİZELERİ
  YEŞİLLİK YİYİN KIZINIZ OLSUN
  RENGİNE GÖRE BESİNLER
  ÇOK OTURMANIN ZARARLARI
  ZEVKLİ SEKS İÇİN ÖNERİLER
  KAN GRUBUNA GÖRE BESLENME
  YAŞA GÖRE BESLENME
  Y
  KAN GRUBUNA GÖRE ZAYIFLAMA DİYETİ
  MOR YİYECEKLERİN GÜCÜ
  PENİS HASTALIKLARI
  TAZE BAKLANIN FAYDALARI
  KAN GURUBU - A - OLANLAR DİKKAT
  A’DAN Z’YE ŞİFALI BİTKİLER VE FAYDALARI
  MUTLULUK KALBE İYİ GELİYOR
  LİNKLER
Turkey google satellite maps
DÜNYANIN ve GEZEGENLERİN UZAYDA
DÖNERKEN ÇIKARDIKLARI SESLER

homemissionslookbeyondstore
İNSAN VUCUDU

İnsan Vücudu


Vücut Nedir? İnsan Vücudu çeşitli kimyasal ve fiziksel olaylarla canlılığını sürdüren sistemler ve bu sistemleri meydana getiren organ ve dokulardan oluşan canlı bir organizmadır.

Vücudumuzdaki bütün organ ve sistemler bir uyum içerisinde çalışır ve insan vücudunun canlı ve sağlıklı kalması için görev yaparlar. Bütün organlar; kan damarları ve sinirlerle birbirlerine bağlıdır. Bu nedenle, insan vücudunu meydana getiren organ, sistem ya da dokularda meydana gelen her hangi bir sorun bütün vucudu etkileyebilir.

İnsan vücudunun temel yapı birimi hücredir ve yetişkin bir insanda yaklaşık olarak 100 trilyon hücre vardır. Hücreler, oluşturdukları dokuya göre farklı özellikler gösterebilirler. Doku, bitki, hayvan ve insan organlarını meydana getiren, şekil ve yapı bakımından benzer olup, aynı vazifeyi gören, birbirleriyle sıkı alakaları olan aynı kökten gelen hücreler topluluğudur. Dokular da biçimsel ve işlevsel birimler olan organları oluştururlar. Fizyolojik olarak aynı işlevi gören yapısal organ birlikleri de vücudun sistemlerini meydana getirmektedir.

İşte, vücudumuzun sağlıklı ve olağan bir büyüme ve gelişme gösterebilmesi, vücudumuzdaki sistemler ve organlarımız görevlerini eksiksiz olarak yerine getirirlerse mümkün olabilir.
 

Vücudumuzdaki sistemler ve başlıca görevleri: İskelet sistemi ve kaslar vücudun hareket sistemini oluşturur. İskelet sistemi, vücudu birbirine bağlayarak ayakta tutar. Kaslar da vücudun hareket etmesini sağlar. Solunum sistemi, hücrelerin ihtiyaç duyduğu oksijeni alıp, karbondioksit gibi zararlı gazları da vücuttan uzaklaştırmakla görevlidir. Sindirim sistemi, almış olduğumuz besin maddelerinden ihtiyacımız olanları ayıklayarak kullanılabilir halde dolaşım sistemine verir. Dolaşım sistemi de hücrelerin gereksinim duyduğu besin maddelerini ve oksijeni hücrelere taşır. Artıkları da hücrelerden alıp boşaltım sistemine ulaştırır. Boşaltım sistemi, artık ve zehirli maddeleri vücudumuzdan uzaklaştırmakla görevlidir.

 

İnsan vücudu pek çok yapının kusursuz bir şekilde bir araya getirilmesiyle yaratılmıştır. Mükemmel bir organizma olan vücudumuzda kaç tane kemik var? Kaç tane organ var? İnsan vücudunda 100 trilyon kadar hücre bulunur. Bu hücrelerden 50 milyonu her saniye yenilenir.

Vücudumuzda yaklaşık olarak 207 kemik vardır. Bebeklerde kemik sayısı ise yetişkinlerden fazladır. Bir bebek yaklaşık 270 kemikle doğar.

Vücudumuzun yaklaşık % 60'ı sudur. Erişkin bir insanın ortalama 70 kg olduğu kabul edilirse, vücuttaki toplam su miktarı yaklaşık 42 litre kadardır.

Kalp 1 dakikada vücudumuzdaki kanın tamamını devirdaim eder.

Vücudumuzda birbirinden farklı tam 200 çeşit hücre vardır.

İnsan vücudundaki bütün kasların sayısı yaklaşık 640 kadardır.

Vücuttaki bütün kasların bir günde yaptığı toplam iş yaklaşık olarak bir vincin 6 tonluk ağırlığı 50 m yükseğe kaldırmasına eşdeğerdir.

Akciğerlerde 300,000 milyonun üzerinde minik kılcal damar bulunur. Bu damarlar birbirinin peşi sıra dizilseydi 2,400km uzunluğunda olurdu.

Her bir böbrekte 1 milyon filtre vardır. Dakikada 1.3 litre kan filtrelerler ve günde 1.4 litre sidik ayırırlar.

Organ Nedir? Canlı bir vücuttaki dokuların bir araya gelerek anatomik ve işlevsel bir bütün oluşturduğu, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş vücut bölümüne organ denir.

Organlarımız; iç organları, duyu organları gibi de gruplandırılabilir.

Vücudumuzdaki organlar nelerdir? İnsan vücudunda pek çok organ görev alır. Bu organları görevlerine ve bulundukları sistemlere göre sınıflandıracak olursak:

İç Organlarımız Soluk borusu, yemek borusu, akciğerler, kalp, mide, karaciğer, safra kesesi, oniki parmak bağırsağı, pankreas, ince bağırsak, kalın bağırsak, rektum, dalak, böbrek, apandisit.

Sindirim Organları Temel sindirim sistemi organları, sırasıyla, ağız, yutak, yemek borusu, mide, on iki parmak bağırsağı, ince bağırsak ve kalın bağırsak olarak sayılabilir. Sindirim sistemine yardımcı organlar ise karaciğer ve pankreastır.

 

Üreme Organları Kadın ve erkekte üreme organları birbirinden farklıdır. Erkek üreme organları; penis, testisler ve prostat (erbezi)'tan oluşur. Kadın üreme organları ise; vajina, rahim ve yumurtalıklardır.

Boşaltım Organları Boşaltım sisteminde görev alan temel organlar böbrekler, üreterler ve idrar kesesidir.

Solunum Organları Ağız, burun, yutak, gırtlak, soluk borusu ve akciğer solunum sistemini meydana getiren organlardır.

Dolaşım Organları Kalp ve kan damarları dolaşım sistemini meydana getirir.

Duyu Organları Göz, kulak, burun, dil ve deri duyu organlarımızdır.

insan vucudu...

İnsan vücudu, mucizelerle dolu bir makinedir.
Şimdi okuyacağınız vücudunuzla ilgili gerçekler sizi neden bu şekilde yaratıldığımız konusunda merakta bırakacak.

-Bilim adamlarına göre IQ'nuz ne kadar yüksekse o kadar çok rüya görürsünüz.

-Bir adım atmak için 200 kasınızı kullanırsınız.

-Ortalama bir kadın ortalama bir adamdan 5 inc (12,5 cm) daha kısadır.

-Mide asidiniz bir jileti eritebilecek güçtedir.
-İnsan beyin hücresi 5 takım Encyclopedia Britannica'daki bilgileri alabilecek kapasitededir.

-Yiyeceğin ağzınızdan midenize ulaşması yedi saniye sürer ..Kaynakwh:
insan vucudu...

-Ortalama bir rüya 2-3 saniye sürer.

-Diş minesi vücudunuzdaki en sert şeydir..

-Dişleriniz doğumunuzdan 6 ay önce (dişetlerinizin içinde) oluşmaya başlar.

-Sevdiğiniz birine bakarken gözbebekleriniz genişler, nefret ettiğiniz birine bakarken de.Kaynakwh:
insan vucudu...

-Sarışınlar, esmerlerden daha fazla saç teline sahiptir.

-Burnunuzla başparmağınız aynı boydadır.

 

insan vucudu ve altin oranı

insan vucudu ve altin oran

Sanatçılar, bilim adamları ve tasarımcılar, araştırmalarını yaparken ya da ürünlerini ortaya koyarlarken orantıları altın orana göre belirlenmiş insan bedenini ölçü olarak alırlar. Leonardo da Vinci ve Corbu***r tasarımlarını yaparken altın orana göre belirlenmiş insan vücudunu ölçü almışlardır. Günümüz mimarlarının en önemli başvuru kitaplarından biri olan Neufert'te de altın orana göre belirlenmiş insan vücudu temel alınmaktadır. İnsan Bedeninde Altın Oran Bedenin çeşitli kısımları arasında var olduğu öne sürülen ve yaklaşık altın oran değerlerine uyan "ideal" orantı ilişkileri genel olarak bir şema halinde gösterilebilir.(J. Cumming, Nucleus: Architecture and Building Construction, Longman, 1985.) Aşağıdaki şemada yer alan M/m oranı her zaman altın orana denktir: M/m=1,618 İnsan vücudunda altın orana verilebilecek ilk örnek; göbek ile ayak arasındaki mesafe 1 birim olarak kabul edildiğinde, insan boyunun 1,618'e denk gelmesidir. Bunun dışında vücudumuzda yer alan diğer bazı altın oranlar şöyledir: Parmak ucu-dirsek arası / El bileği-dirsek arası, Omuz hizasından baş ucuna olan mesafe / Kafa boyu, Göbek-baş ucu arası mesafe / Omuz hizasından baş ucuna olan mesafe, Göbek-diz arası / Diz-ayak ucu arası. İnsan Eli Elinizi derginin sayfasından çekip ve işaret parmağınızın şekline bir bakın. Muhtemelen orada da altın orana şahit olacaksınız. Parmaklarımız üç boğumludur. Parmağın tam boyunun İlk iki boğuma oranı altın oranı verir (baş parmak dışındaki parmaklar için). Ayrıca orta parmağın serçe parmağına oranında da altın oran olduğunu fark edebilirsiniz. (Mehmet Suat Bergil, Doğada/Bilimde/Sanatta, Altın Oran, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2.Basım, 1993, s. 87.) 2 eliniz var, iki elinizdeki parmaklar 3 bölümden oluşur. Her elinizde 5 parmak vardır ve bunlardan sadece 8'i altın orana göre boğumlanmıştır. 2, 3, 5 ve 8 fibonocci sayılarına uyar. İnsan Yüzünde Altın Oranİnsan yüzünde de birçok altın oran vardır. Ancak bunu elinize hemen bir cetvel alıp insanların yüzünde ölçüler almayı denemeyin. Çünkü bu oranlandırma, bilim adamları ve sanatkarların beraberce kabul ettikleri "ideal bir insan yüzü" için geçerlidir. Örneğin üst çenedeki ön iki dişin enlerinin toplamının boylarına oranı altın oranı verir. İlk dişin genişliğinin merkezden ikinci dişe oranı da altın orana dayanır. Bunlar bir dişçinin dikkate alabileceği en ideal oranlardır. Bunların dışında insan yüzünde yer alan diğer bazı altın oranlar şöyledir: Yüzün boyu / Yüzün genişliği, Dudak- kaşların birleşim yeri arası / Burun boyu, Yüzün boyu / Çene ucu-kaşların birleşim yeri arası, Ağız boyu / Burun genişliği, Burun genişliği / Burun delikleri arası, Göz bebekleri arası / Kaşlar arası. Her uzun çizginin kısa çizgiye oranı altın orana denktir.Akciğerlerdeki Altın Oran Amerikalı fizikçi B. J. West ile doktor A. L. Goldberger, 1985-1987 yılları arasında yürüttükleri araştırmalarında(A. L. Goldberger, et al., "Bronchial Asymmetry and Fibonacci Scaling." Experientia, 41 : 1537, 1985.), akciğerlerin yapısındaki altın oranının varlığını ortaya koydular. Akciğeri oluşturan bronş ağacının bir özelliği, asimetrik olmasıdır. Örneğin, soluk borusu, biri uzun (sol) ve diğeri de kısa (sağ) olmak üzere iki ana bronşa ayrılır. Ve bu asimetrik bölünme, bronşların ardışık dallanmalarında da sürüp gider. (E. R. Weibel, Morphometry of the Human Lung, Academic Press, 1963.) İşte bu bölünmelerin hepsinde kısa bronşun uzun bronşa olan oranının yaklaşık olarak 1/ 1,618 değerini verdiği saptanmıştır.

 

insan vucudu böyleymiş

 

insan vucudu hakkında herşey

DENETLEYİCİ ve DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER

Gelişmiş yapıda olan bitki ve hayvanların vücudunda, doku ve organ farklılaşması bulunur. Doku ve organların görevleri farklı farklı olup çalışmaları birbirine bağlıdır. Bu nedenle vücuttaki doku ve organların çalışmasının birbiriyle uyumlu olmasını sağlayan yapılara denetleyici ve düzenleyici sistemler denir. Denetleyici ve düzenleyici sistemler çalışma, şekil ve hızına göre 2 çeşittir.

A. SİNİR SİSTEMİ

Organların çalışmasını hızlı, etkili ve elektriksel yollarla düzenleyen yapılardan oluşur. Sinir sistemi sinir telleri yardımıyla tüm vücuttaki olayları denetler ve düzenler. Özelliğine göre 2 kısımdan oluşur.

1. Merkezi Sinir Sistemi

Sinir sisteminin yönetici ve denetleyici kısmıdır. Kafatası ve omurga içindeki sinirsel organlardan oluşur.

a. Beyin : Kafatası içerisindeki en büyük sinirsel organdır. Yüzeyi girintili çıkıntılı olup iki yarım küreden oluşur. Beyinle kafatası arasında bulunan 3 katlı zar beyni sarsıntılardan ve darbelerden korur. Yapısında milyarlarca sinir hücresi ağ şeklinde bulunur. Beyin yardımıyla insan vücudunda;

– Duyu organlarından gelen uyarılar değerlendirilir.

– Problem ve olaylar düşünülür, çözülür.

– Öğrenme faaliyeti ve hafıza olgusu sağlanır.

– Acıkma, susama, uyku, uyanıklık düzenlenir.

– Kan basıncı ve vücut sıcaklığı düzenlenir.

– Hormonların salgılanma zamanı belirlenir.

b. Beyincik : Yapısı beyne benzer ve küçüktür. İki yarım küreden oluşur. Kafatasının arka alt tarafında bulunur. Beyin, iç kulak ve iskelet kaslarıyla bağlantılıdır. Beyincik yardımıyla insan vücudunda;

– Kol ve bacaklardaki kasların birbiriyle uyumlu çalışması sağlanır.

– Kol ve bacaklardaki kasların çalışma derecesi düzenlenir.

– Aktif hareketin dengeli olması sağlanır.

c. Omurilik soğanı : Yüzeyi düz olup soğana benzer bir şekle sahiptir. Boynun üst kısmında bulunur. İstem dışı çalışan iç organları yönetir.

Omurilik soğanı yardımıyla insan vücudunda;

– Solunum sisteminin çalışması düzenlenir.

– Dolaşım sisteminin çalışması düzenlenir.

– Boşaltım sisteminin çalışması düzenlenir.

– Sindirim sisteminin çalışması düzenlenir.

d. Omurilik : Sırtdaki omurga içerisinde bulunur. Yüzeyi düz olup sinir kordonunundan oluşur. Kafatası organları ile vücut organları arasındaki bağlantıyı sağlar.

Omurilik yardımıyla insan vücudunda;

– Beyinle organlar arasında bilgi iletimi sağlanır.

– Refkles davranışlarının oluşması düzenlenir.

Refleks : Vücuda yapılan ani ve güçlü etkilere karşı vücudun aynı şekilde tepki göstermesidir. İstemsiz olarak yapılır. Vücudu koruyucu özelliğe sahiptir. Kazanılma şekline göre 2 çeşidi bulunur.

Doğuştan kazanılan (kalıtsal) refleks : Genlerle ilgili olup nesilden nesile aktarılır. Her insanda aynı şekilde bulunur.

– Doğan çocuğun emme hareketi

– İğne batan parmağın çekilmesi

– Gürültülü sesten ürkme

– Göz bebeğinin büyüyüp küçülmesi

Sonradan kazanılan (şartlı) refleks : Doğumdan sonra deneyimlerle ve öğrenme sonucu kazanılır. Nesilden nesile aktarılmaz.

– Limon görünce ağzının sulanması

– Örgü örme, dans etme, yüzme davranışları

– Bisiklet ve araba sürme davranışları

2. Çevresel Sinir Sistemi

Vücudu ağaç kökü şeklinde saran sinir liflerinden oluşur. Merkezi sinir sistemi ve vücut organları arasındaki sinirsel iletimi sağlar.

Sinirlerin Yapı ve Özellikleri

Sinir dokusunu oluşturun hücrelere nöron denir. Milyarlarca nöron insan vücudunu ağ gibi sararak yönetimi sağlarlar. Nöronlar görevleri için aşırı farklılaşmış olup bölünme yetenekleri yoktur. Çalışmaları sırasında bol miktarda enerji harcarlar. Nöronların şekilleri benzer olup 3 kısımdan oluşurlar.

Dendrit : Kısa ve çok sayıda olan uzantılardır. Çevreden aldıkları uyarıları aksona taşırlar.

Akson : Uzun ve bir tanedir. Dendritten aldığı uyarıları hedefi olan organa doğru taşır.

Gövde : Nöronun çekirdek ve organellerinin bulunduğu sitoplazma kısmıdır. Hücredeki hayatsal olayları gerçekleştirir.

Miyelin kılıf : Bazı nöronlarda, aksonların çevresiyle yalıtımını sağlayarak uyartıların daha hızlı taşınmasını sağlar.

Uyarı : Nöronları etkileyen çevresel değişmelerdir.

Uyartı (İmpuls) : Uyarılar etkisiyle nöronlarda oluşan elektiriksel ve kimyasal değişmelerdir. İnsan vücudunda görev ve taşınan bilginin farklılığına göre 3 çeşit sinir hücresi kullanılır.

Duyu nöronu : Uyarıları duyu organlarından merkezi sinir sistemine taşır.

Motor nöron : Merkezi sinir sisteminden organlara doğru emir taşır.

Ara nöron : Merkezi sinir sistemini oluşturur.

Uyarı ve emirler sinirler üzerinde uyartılar şeklinde taşınırlar. Taşınma hızları sabit olup oluşma miktarları değişebilir. Uyartılar nöronlar üzerinde iyonlar yardımıyla elektriksel; Nöronlar arasında hormonlar yardımıyla kimyasal olarak taşınır. Nöronlar birbirine bağlandığı bölgelere sinaps denir. Sinapslar bir nöronun aksonuyla diğerinin dendriti arasında kurulur. Uyartılar sinapslar üzerinde salgılanan özel hormonlarla taşınır. Böylece uyartının hangi yolu takip ederek hangi organa ulaşacağı belirlenir.

B. HORMON SİSTEMİ

Organların çalışmalarını yavaş, zayıf ve uzun süreli olarak etkileyen sistemdir. Organların çalışmasını ürettiği hormonlar yardımıyla düzenler. Üzerinde özel mesaj taşıyan protein ve yağ yapılı maddelere hormon denir. Hormonlar özel salgı bezlerinde üretilirler. İhtiyaç anında belli miktarda salgılanıp kanla tüm vücuda yayılırlar. Hormonlar belirli orgaların çalışmasını bir süre etkiler. Hormonların az ya da aşırı miktarda salgılanması hastalık oluşmasına etkide bulunur. Her bir hormonun yapı ve etkisi birbirinden farklıdır. İnsanda hormon üreten organlar ve görevleri birbirinden farklıdır.

1. Hipofiz Bezi

Beynin alt kısmında bulunan küçük bir bezdir. Sinir sistemi ile hormonal sistem arasındaki bağlantıyı sağlar. Çok çeşitli hormonları salgılar ve vücudu yönetir. Hipofiz bezi yardımıyla insan vücudunda;

– Diğer salgı bezlerinin çalışması yönetilir.

– Yaşa uygun büyüme ve gelişme sağlanır.

– Vücutta tutulacak su miktarı belirlenir.

– Damarlardaki kan basıncının kontrolü sağlanır.

– Doğum öncesi süt bezlerinin gelişmesi sağlanır.

– Sperm ve yumurta üretiminin düzenlenmesi sağlanır.

2. Epifiz Bezi

Beyin yarım kürelerinin arasında bulunur. Çalışması ışık miktarından etkilenir. Epifiz bezi yardımıyla canlılarda;

– Ergenlik dönemine kadar eşeysel gelişme önlenir.

– Günlük uyku, uyanıklık peryodu düzenlenir.

– Hayvanların mevsimsel üreme davranışları düzenlenir.

3. Tiroit Bezi

Gırtlağın sağında ve solunda bulunur. İki parçalı olup iki çeşit hormon salgılar. Tiroit bezi yardımıyla insan vücudunda;

Tiroksin hormonu salgılanır. Bu hormon hücrelerdeki enerji üretim hızını etkiler. Besin ve oksijen kullanımını artırır.

Kalsitonin hormonu salgılanır. Bu hormon kandaki kalsiyum ve fosfat miktarını düzenler. Kemiklerin sertleşmesini sağlar.

4. Böbrek Üstü Bezi

Vücudun arka tarafında bel hizasında bir çift olarak bulunur. Böbreğin üzerinde bağımsız olarak çalışır. İki çeşit hormon salgılar. Böbrek üstü bezi yardımıyla insan vücudunda;

Adrenalin hormonu salgılanır. Bu hormon korku, çoşku, heyecan, öfke anlarında metabolizmanın hızlanmasını sağlar.

Aldosteron hormonu salgılanır. Bu hormon kandaki mineral oranını ayarlar. Fazlasının idrara geçmesini sağlar.

5. Pankreas Bezi

Hem hormon hem de sindirim enzimi üretebilen karma bir bezdir. Midenin hemen altında bulunur. İki çeşit hormon salgılar ve kan şekeri seviyesinin sabit değerde kalmasını sağlar. Pankreas yardımıyla insan vücudunda;

Glukagon hormonu salgılanır. Bu hormon hücrelerde depolanmış glikojenin eritilerek kana geçmesini ve kan şekerinin artmasını sağlar.

İnsülin hormonu salgılanır. Bu hormon kandaki şekerin hücrelere geçerek depolanmasını ve kan şekerinin azalmasını sağlar.

6. Eşey Bezleri

Cinsiyetle ilgili olup erkeklerde testis, dişilerde yumurtalık şeklinde bulunur. Bazı eşey karakterlerinin oluşması ve üreme faaliyetinin yapılmasını sağlar. Eşey bezleri yardımıyla insan vücudunda;

– Sperm ve yumurta hücrelerinin üretimi sağlanır.

– Erkek ve dişilerde ilgili cinsiyet karakterlerinin oluşması sağlanır.

DUYU ORGANLARI

Canlıların yaşadığı doğada ışık, ısı, nem, yağış, basınç gibi çevre şartları zamanla değişir. Bu değişmeleri algılayarak yaşamını düzenleyen canlılar ortama uyum sağlarlar. Çevredeki değişmelerin canlılara ulaşmasına uyarı denir. Uyarıları alarak sinirlere aktaran organlara duyu organları denir. Vücuttaki duyu organları kendilerine yapılan ışık, basınç, ses, koku, tat gibi uyarıları alarak sinirleri etkiler. İnsan vücudunda 5 çeşit duyu organı kullanılır.

A. GÖZ

Cisimleri görmeyi sağlayan duyu organıdır. Cisimlerden gelen ışığı algılayarak beyne iletir. Böylece cisimlerin uzaklığı, şekli, rengi, büyüklüğü algılanır. Göz evinde bulunan gözün çevresinde koruyucu organlar bulunur. Kaşlar terin göze ulaşmasını önler, kirpikler tozların göze ulaşmasını önler, göz kapakları gözün dış kısmını temizler, göz yaşı gözün dış kısmını yıkar.

Göz yuvarlağı ortadan kesildiğinde, üç tabakadan oluştuğu ve görme yapılarını taşıdığı görülür.

1. Sert Tabaka

Bağ dokudan oluşur ve beyazdır. Sık dizilimde hücrelerden oluşur. Göze yuvarlak şeklini ve direnç kazandırır. Böylece gözdeki iç ve dış basıncı dengeler. Gözün ön tarafındaki saydam tabakayı oluşturur.

Saydam tabaka (kornea) : İnce ve esnek olup ışığın kırılarak göze girmesini sağlar. ince kenarlı mercek gibi davranır ve göze gelen ışığı göz bebeğinde toplar.

2. Damar Tabaka

Orta tabakadır. Bol miktarda kan damarı taşır. göz yapılarının beslenmesini sağlar. Göz boşluğuna bakan yüzeyi siyah maddelerle kaplıdır. Böylece göz içinin karanlık odaya dönüşmesini sağlar. Karanlık oda göze giren ışığın yansımasını önler. Bu tabaka farklılaşarak iris, göz bebeği, mercek ve mercek kaslarını oluşturur.

İris : Düz kaslardan oluşan renkli yapıdır. Göze siyah, kahverengi, yeşil, mavi gibi özel renkleri kazandırır. Işık miktarına göre kasılır. Göze girecek ışığı ayarlar.

Göz bebeği : İrisin ortasındaki açıklıktır. Işığın merceğe ulaşmasını sağlar.

Mercek : Canlı, esnek ve ince kenarlıdır. İncelip kalınlaşarak gözün uzak ve yakına uyumunu sağlar.

Mercek kasları : Bakılan mesafelere göre merceğin şeklini değiştirir.

3. Ağ Tabaka (Retina)

En içte bulunan tabakadır. Ağ şeklinde göz içini astarlamıştır. Üzerinde ışığı alan duyu almaçları bulunur. Işığın kırılmaları sonucu oluşan görüntüyü alarak göz sinirine aktarır. Farklılaşmasıyla sarı benek ve kör nokta oluşur.

Sarı benek : Görme düzleminin tam karşısında bulunur. Üzerinde yoğun olarak da duyu almacı taşır. Görüntünün en net olarak algılandığı yerdir.

Kör nokta : Üzerinde almaç taşımadığı için görüntü alınmasında etkili değildir.

Görme Olayı

Cisim ® Işık ışınları ® Kornea ® Göz bebeği ® Mercek ® Ağ tabaka ®

Sarı benek ® Ters görüntü ® Almaç ® Sinirler ® Beyin ® Değerlendirme

Göz Kusurları

Gözün normal görüşünü etkileyen yapısal ve işlevsel bozukluklarına göz kusurları denir. Görüntünün bulanık ya da bazı renklerin alınamaması şeklinde etkili olur.

Miyopluk : Göz yuvarlağının uzaması ve merceğin kırığının artmasıyla oluşabilir. Uzağın bulanık, yakının net görülmesini sağlar. Kalın kenarlı mercekle düzeltilir.

Hipermetropluk : Göz yuvarlağının kısalması ve merceğin kırılıcığının azalmasıyla oluşabilir. Uzağın net, yakının bulanık görülmesini sağlar. İnce kenarlı mercekle düzeltilir.

Astigmatlık : Işığı kıran kornea ve merceğin pürüzlenmesiyle oluşur. Yakının ve uzağın bulanık görülmesini sağlar. Silindirik mercekle düzeltilir.

Presbitlik : Merceğin esnekliğini kaybetmesiyle oluşur. Uzağın net, yakının bulanık görülmesini sağlar. İnce kenarlı mercekle düzeltilir.

Kataraktlık : Merceğin saydamlığını kaybetmesiyle oluşur. Cisimlerin eksik görülmesine neden olur. Ameliyatla düzeltilebilir.

Şaşılık : Göz yuvarlağını hareket ettiren kasların bozulmasıyla oluşur. ameliyatla düzeltilebilir.

Renk körlüğü : Kalıtsaldır. Nesilden nesile aktarılır. Kırmızı ve yeşil renkler algılanamaz. Tedaviside yoktur.

B. KULAK

Sesleri algılayan işitme duyu organıdır. ses, maddelerin titreşmesi sonucu oluşur. Hava moleküllerinin üzerinde çevreye yayılır. Kulak, ses titreşmelerinin yönünü, derecesini ve özelliğini algılayarak sinirlere aktarır. Kulak dıştan içe doğru 3 farklı kısımdan oluşur.

1. Dış kulak

Ses titreşmelerini alarak kulak zarına taşır. Kulak kepçesi ve kulak yolundan oluşur.

Kulak kepçesi : Sesi toplar ve kulak yoluna verir.

Kulak yolu : Havadaki toz ve mikropların kulak içine girmesini önler.

2. Orta Kulak

Ses titreşmelerini düzenleyerek oval pencere zarına aktarır. kulak zarı, kulak kemikleri ve östaki borusundan oluşur.

Kulak zarı : İnce ve esnektir. Ses dalgaları etkisiyle titreşerek uyarıları çekiç kemiğine aktarır.

Çekiç - örs - üzengi kemikleri : Çevresinde kaslar bulunan özel kemiklerdir. Ses titreşimlerinin derecesini ayarlar. Fazlaysa azaltır, azsa yükseltirler.

Östaki borusu : İşitmeyle ilgisi yoktur. Orta kulağı ağız boşluğuna bağlar. Çok gürültülü ses ve basınçlarda kulak zarının iç ve dış kısmındaki hava basıncını dengeler.

3. İç Kulak

Uyarıların sinirlere aktarıldığı yerdir. salyangoz, dalız, oval pencere ve yarım daire kanallarından oluşur.

Dalız : İçi sıvı dolu yoldur. Ses titreşimlerini sıvı dalgası şeklinde salyangoza iletir.

Salyangoz : İki buçuk kez kıvrımlı olup, kıvrımların sonundaki almaç ve sinirler titreşimleri algılarlar. Son kısmında esnek zar ve duyu almaçlarının bulunduğu yere korti organı denir. Korti organı ses titreşimlerini alarak duyu sinirlerine aktarır.

Yarım daire kanalları : İşitmeyle ilgisi yoktur. Birbirine dik olan 3 yarım kanaldan oluşur. Kanalları yardımıyla vücudun duruşunu beyinciğe bildirir. Böylece dengeye yardımcı olur.

C. DİL

Yenilen besinlerin tadını algılar. Yapısında çizgili kaslar bulunur. İstemsiz ve istemli olarak çalışabilir. Üzerinde kabartılar şeklinde tat tomurcukları bulunur. Bu tomurcukların üzerinde çok sayıda duyu almacı ve sinir bulunur. Dil üzerinde 4 çeşit almaç bulunur. Bu almaçlar tatlı, tuzlu, ekşi ve acıyı algılar.

Bu almaçlar dilin her tarafında bulunmakla beraber bazı kısımlarda yoğunlaşmıştır. Bu nedenle dilin ucu tatlıyı, arkası acıyı, ön yan tuzluyu ve arka yan kısımlar ekşiyi daha iyi algılar. Almaçların çalışabilmesi için tat moleküllerinin tükürükte erimesi gereklidir.

D. BURUN

Koku alma duyu organıdır. Nefesle alınan havadaki koku taneciklerini algılar. İçerisinde kıllar, mukus tabakası, kemik kıvrımlar ve kılcal damar tabakası bulunur.Burun alınan havanın temizlenmesini, ısıtılmasını, nemlendirilmesini ve kokusunun alınmasını sağlar.

Uçucu olan koku maddeleri burun içindeki mukus sıvısında eriyerek almaç ve sinirleri uyarır. Buradaki almaçlar aşırı ve uzun süreli uyarımlardan dolayı koruyucu olarak yorulma özelliğine sahiptir.

E. DERİ

Vücut çevresini örten ince, esnek ve canlı bir dokudur. Hücreleri sık dizilimli olup çok farklı görevleri yapabilir. İki tabakadan oluşur.

Üst deri : Derinin en dış kısmıdır. Dış ortamla etkileşim halindedir. İki kısımdan oluşur.

Ölü kısım (Korun) : Protein tabakasından oluşur. Yabancı maddelerin vücuda girmesini önler.

Canlı kısım (Malpigi) : Deriye özel renk kazandırır. Ölü tabakanın sürekli olarak yenilenmesini sağlar.

Alt deri : Derinin beslenmesini, uyarıları almasını, kılların oluşmasını sağlayan kısımdır.

DESTEK ve HAREKET SİSTEMLERİ

İnsanların yer ve yönlerini değiştirmelerine hareket denir. Hareketi sağlayan organlar hareket sistemini oluşturur. Destek ve hareket sisteminin oluşmasında kemikler, kaslar ve eklemler kullanılır.

1. İskelet

Kemiklerin birleşmesiyle oluşan yapıya iskelet denir. İnsan iskeletinde 210 civarında kemik bulunur. İskeleti oluşturan kemikler eklemlerle birbirine bağlanırlar. İskelet insan vücudunda;

– Genel şeklini kazandırır.

– Aktif hareketi sağlar.

– İç organlara desteklik sağlar.

– Merkezi sinir sistemini dış etkilerden korur.

– Kan hücrelerini üretir ve mineral depolar.

İnsan iskeleti özelliğine göre 3 kısımdan oluşur.Kaynakwh:
insan vucudu hakkında herşey

a. Baş iskeleti : Kafatası kemiklerini oluşturur. Beyin ve beyinciği dış etkilerden korur. Çene kemikleriyle beslenmeyi sağlar. Yapısında yüz, elmacık, burun, çene ve şakak kemikleri bulunur.

b. Gövde iskeleti : Vücudun karın ve göğüs kısımlarını oluşturur. İç organları tutar. Kalp ve akciğeri korur. Yapısında omurga, kaburga, kürek, köprücük, göğüs kemikleri bulunur.

c. Üye iskeleti : Kol ve bacakların oluşmasını sağlar. Aktif hareket ve ellerin oluşmasında etkili olur. Uyluk, kaval, baldır, pazu, dirsek, parmak kemiklerinden oluşur.

Şekil ve büyüklüğüne göre 4 çeşit kemik bulunur.

Kısa kemik : Eni boyuna yakın olan kemiklerdir. El ve ayaklardaki parmak ve bilek kemikleri bu gruba girer.

Uzun kemik : Boyu eninden uzun olan kemiklerdir. Kol ve bacaklarda bulunur.

Yassı kemikler : Yüzeyi geniş, levha şeklindeki kemiklerdir. Kafatası, kaburga, kürek, köprücük, çene kemiği bu gruba girer.

Düzensiz şekilli kemikler : Belli bir şekle sahip olmayan omurlar bu gruba girer.

Kemiğin Yapısı

Kemiklerin enine kesilmesi durumunda farklı yapı ve özelliklerdeki kısımlardan oluştuğu görülür. Yapısında kemik zarı, sert kemik dokular, süngersi kemik doku, kemik kıkırdağı, sarı ilik ve kırmızı ilik bulunur.

Kemik zarı (periost) : Kemiğin dışında bulunur. Kemiğin beslenmesini, büyümesini, (kalınlaşmasını) ve onarılmasını sağlar.

Kemik kıkırdağı : Kemiğin uç kısmında bulunur. Kemiğin boyuna uzaması ve eklemlerin oluşmasını sağlar.

Sert kemik dokusu : Mineral oranı fazla olan sıkı dizilimli kısımdır. Kemiğe direnç ve şekil kazandırır.

Süngersi kemik dokusu : Kemik içerisinde oyuk şeklinde boşluklar oluşturur.

Sarı ilik : Yağ depolanmasında etkili olur.

Kırmızı ilik : Alyuvar, akyuvar ve kan pulcuklarının üretilmesini sağlar.

2. Eklemler

İskeleti oluşturan kemiklerin birbirine bağlanmasını sağlayan yapılara eklem denir. Kemiklerin hareket yeteneğine göre 3 çeşidi bulunur.

a. Oynamaz eklemler : Bağladığı kemiklerin hareket etme yeteneği yoktur. kemikleri tamamen birleştirmiştir, Kafatası ve kalçada bulunur.

b. Yarı oynar eklemler : Kemiklerin kısıtlı ve dar açıda hareket etmesini sağlar. Omurgadaki eklemler gibi.

c. Oynar eklemler : Kemiklerin farklı şekil ve açıda hareketine imkan sağlar. Kol ve bacaklardaki eklemler bu gruba girer.

3. Kaslar

Uzayıp kısalma şeklinde, şeklini değiştirebilen hücrelerden oluşurlar. Yapısında, kas dokunun hücreleri demet şeklinde bulunur. Kasların kasılıp gevşemesi sinirlerin uyarılarıyla gerçekleşir. Çalışmaları sırasında bol miktarda enerji harcarlar. İnsan vücudundaki kaslar;

– Aktif hareketi sağlar.

– Bazı iç organlara hareket yeteneği kazandırır.

– Kalbin çalışmasını sağlar.

– Konuşmanın gerçekleşmesini sağlar.

– Yedek enerji depolanmasını sağlar.

Kasların kasılması sırasında kısalma, şişme, sertleşme ve kalınlaşma gerçekleşir. Kol ve bacaklardaki kemiklerin çalışması sırasında ön ve arkada birbirine zıt çalışan kaslar bulunur. Bu zıt (açıcı ve bükücü) kasların kasılıp gevşemesiyle kol ve bacaklardaki bükülme ve gerilmeler gerçekleşebilir.

BESİNLER ve SİNDİRİM SİSTEMİ

A. BESİNLERİN ÖZELLİKLERİ

Canlıların temel özelliklerinden birisi de beslenmedir. Besin maddelerinin üretilerek ya da dışarıdan alınarak vücutta kullanılmasıyla gerçekleşir. Beslenmede kullanılan maddelere besinler denir.

Besinler canlı vücudunun büyümesinde, onarılmasında ve yaşamın düzenlenmesinde etkili olur. Üretici canlılar kendi besinlerini yaparken, tüketici olanlar dışarıdan hazır olarak alırlar. Tüketici canlıların kullandığı besinler 2 grupta bulunur.

a. Bitkisel besinler : Bitkilerin vücudunu oluşturan yaprak, meyve, tohum, kök gibi kısımlardır.

b. Hayvansal besinler : Hayvanların vücudu ve faaliyetiyle oluşurlar. Et, süt, yumurta, bal, yoğurt, peynir bu gruba girer. Kimyasal yapılarına ve özelliklerine göre besin maddeleri 2 alt grupta incelenir.

Organik besinler : Canlı hücrelerde, biyolojik reaksiyonlar sonucu üretilirler. Protein, yağ, şeker, vitamin gibi.

İnorganik besinler : Toprak üzerinde ve içinde doğal olarak bulunurlar. Su, mineraller gibi.

Besin maddeleri canlı vücudunda kullanıldığı görevlere göre 3 grupta incelenir.

H2O HAkkında Herşey


FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ

H2 molekülü. Hidrojen molekülü, birbirinden 0,75 A uzaklıktaki iki atomun birleşmesinden oluşur. Aradaki bağ, iki elektronun ortaklaşa kullanılmasından meydana gelir ve çok yüksek olan ayrışma enerjisi, molekülün çok kararlı olduğunu gösterir. Hidrojen, renksiz ve kokusuz bir gazdır. Havaya göre yoğunluğu 0,07’dir ve bu bakımdan cisimlerin en hafifidir. Dolayısıyla gözenekli çeperlerden diğer gazların tümünden daha hızlı geçer. Aynı şekilde kızı derecedeki demir, platin ve iridyum gibi metallerden de sızar. Hidrojen helyumdan sonra sıvılaştırılması en zor olan gazdır. Dönüşül sıcaklığı -240ºC olan hidrojen atmosfer basıncında -253ºC kaynar,-259ºC’ ta katılaşır. Oldukça iyi bir ısı ve iletkendir. Özellikle kendi hacminin bin kat fazlasını çözündürebilen paladyum gibi kimi metaller tarafından kolayca soğurulur.
Olağan hidrojen , molekül yapıları bakımından birbirinden farklı Ortohidrojen ile parahidrojen gibi iki izomerini karışımından oluşur. Ortohidrojen oda sıcaklığında gazın dörtte üçünü meydana getirir; para hidrojenin oranı ise sıcaklık düştükçe artar. Parahidrojen ayrıca ortchidrojene göre daha uçucudur. Öte yandan kusursuz bir elektrik iletkeni olması, karışımdaki niceliğini belirlemesini sağlar.
Hidrojen iyonları . Hidrojen atomu 1s¹ şeklindeki elektron biçimlenmesiyle hemen her zaman ortak değerlikli bağlar oluşturur. Ancak pozitif ya da negatif iyon durumunda da iyonlaşabilir. Hidrojen biçimindeki iyonlaşma potansiyeli çok yüksektir. Pozitif yükün yeğin bir elektrik alanı oluşturması nedeniyle H+ iyonu, kutuplanabilir madde yanında tek başına bulunmaz. Nitekim hidrojen iyonu suda H3O+’ya amonyakta ise NH4+’e dönüşür. H+ protonu çözücü molekülüne bir elektron çiftiyle bağlanır. H+ iyonu, elektron ilgisi çok yüksek olan maddeler eşliğinde meydana geldiği gibi ayrıca HA asitlerinin suda H+ ve A- biçiminde ayrışmasıyla da oluşabilir.
Hidrojenin elektron ilgisi zayıftır. H- iyonu, elektrik boşalmalı tüplerde ,düşük bir hidrojen basıncının etkisiyle elde edilir. Ayrıca alkali metaller gibi çok elektro pozitif maddelerle verdiği tepkimeler sırasın da oluşur.
KİMYASAL ÖZELLİKLERİ
HİDROJEN etkinleştirilmiş biçimleri dışında soğukta pek etkili değildir. Sıcakta ya da katalizörler eşliğinde pek çok tepkimeye girer. Değerli bir element olması nedeniyle çok belirgin elektropozitif bir özellik taşır. Orta kuvvette bir indirgendir: alkali metal oksitler (AL2O3) gibi çok kararlı bileşikleri indirgeyemez. Bununla birlikte NiO, CuO, vb gibi pek çok metal oksidi indirger. Bu yolla katalizör olarak kullanılan çok ufaltılmış metaller elde edilir.
Hidrojen alkali ve toprak alkali metallerde olduğu gibi ametallerin çoğuyla da doğrudan birleşir.Halojenlerin dördüyle de tepkimeye girerek hidrasitleri verir:fluordan iyoda doğru gittikçe hem tepkime hızında hem de açığa çık face="Comic Sans MS">FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ
H2 molekülü. Hidrojen molekülü, birbirinden 0,75 A uzaklıktaki iki atomun birleşmesinden oluşur. Aradaki bağ, iki elektronun ortaklaşa kullanılmasından meydana gelir ve çok yüksek olan ayrışma enerjisi, molekülün çok kararlı olduğunu gösterir. Hidrojen, renksiz ve kokusuz bir gazdır. Havaya göre yoğunluğu 0,07’dir ve bu bakımdan cisimlerin en hafifidir. Dolayısıyla gözenekli çeperlerden diğer gazların tümünden daha hızlı geçer. Aynı şekilde kızı derecedeki demir, platin ve iridyum gibi metallerden de sızar. Hidrojen helyumdan sonra sıvılaştırılması en zor olan gazdır. Dönüşül sıcaklığı -240ºC olan hidrojen atmosfer basıncında -253ºC kaynar,-259ºC’ ta katılaşır. Oldukça iyi bir ısı ve iletkendir. Özellikle kendi hacminin bin kat fazlasını çözündürebilen paladyum gibi kimi metaller tarafından kolayca soğurulur.
Olağan hidrojen , molekül yapıları bakımından birbirinden farklı Ortohidrojen ile parahidrojen gibi iki izomerini karışımından oluşur. Ortohidrojen oda sıcaklığında gazın dörtte üçünü meydana getirir; para hidrojenin oranı ise sıcaklık düştükçe artar. Parahidrojen ayrıca ortchidrojene göre daha uçucudur. Öte yandan kusursuz bir elektrik iletkeni olması, karışımdaki niceliğini belirlemesini sağlar.
HİDROJEN evrende en bol bulunan bir element gibi görünmesine karşın yerde ilk sırayı almaktan uzaktır.Atmosmerde az miktarda bulunur(310000hacim).Volkanla rdan püsküren yada doğal kaynaklardan çıkan gazlardaki oranı çok daha yüksektir.Suda,inorganik pek çok cisimde,organik bileşiklerin hepsinde birleşmiş olarak bulunur.
ÜRETİMİ
HİDROJEN sanayide sudan yada hidrojen içeren gaz karışımlarından (doğal gaz ,kokhane gazı,petrol gazı)elde edilir.Ayrıca sudan ,demir elektrotlar eşliğinde sodyum hidroksit yada sulu bir alkali karbonat çözeltisinin elektrikle ayrıştırılması sonucu özütlenir.Bu sırada katotta hidrojen,anotta oksijen açığa çıkar.Kaynakwh:
H2O HAkkında Herşey
Hidrojen temel olarak su buharının hidrokarbonlar üzerine etkimesi sonucu üretilir.Bu amaçla hidrokarbon karışımları yani ham petrol krakinginden elde edilen yan ürünler kullanır
KULLANIM ALANLARI
SANAYİ gazlarının en önemlisi olan hidrojen serbest durumda balonların şişirilmesinde uzun süre kullanıldı.Ancak tutuşması yüzünden pek çokkazaya yol açtı;bundan dolayı yerini helyuma bıraktı.
Hidrojen ayrıca pek çok kimyasal işlemde de kullanılmaktadır.
Sanayisel olarak da kullanılan hidrojen temel olarak aşağıdaki katalitik hidrojenleme tepkimelerinde kullanılır:
1.Haber yöntemiyle amonyak(NH3) bireşimi
2.Metanol (CH3OH) bireşimiKaynakwh:
H2O HAkkında Herşey
3.Bitkisel yağları doyurma
4.Alkenleri okso yöntemiyle aldehit ve alkollere hidroformilleme
5.Petrokimyada hidrojenle işleme
Sıvı hidrojen genellikle uzay araçlarının fırlatıcılarını itmede yakıt olarak kullanılır.Bu durumda çoğu kez sıvı oksijen gibi bir yakıtla tepkimeye sokularak aracın olağanüstü bir hıza (4500 msn’nin üzerinde)erişmesini sağlar.Nükleer yada güneş kökenli elektrikle suyun elektrolizi sonunda üretilen hidrojen verimin artırılması ve fiyatların düşürülmesi durumunda geleceğin önemli bir enerji kaynağı olabilir.
BİYOKİMYA:Hidrojenleşme;biyolo jik yükseltgenmelerin olağan biçimidir.Bir dezhidrojenazın etkisi altında organik bir bileşiğin hidrojen açığa çıkarmasıyla gerçekleşir.Organik kimyada çok sık karşılaşılan hidrojen bağı (alkol maddeleri) biyokimyada da (proteinlerin yapısında)önemli bir rol oynar
JEOKİMYA-H parçalanma mekanizması ,sıvı evrenin buhar evresine oranla döteryumca zenginleşmesine yol açar.Nitekim doğada, suyun çevriminde karşılaştırma standardı olarak benimsenen okyanus suyunun buharlaşması,buhar evresinde,hafif H izotopunun derişimini kolaylaştırır ve bu buharın yumuşması da metorik suları oluşturur. Buharlaşmanın yeğin olduğu kuşaklarda tuz bakımından çok yüklü olan sular,döteryumca çok zenginleşir.Döteryum ile oksijenin 018 izotopu arasında metorik suları belirleyen bir bağıntı vardır;bu yüzden söz konusu izotop jeotermal suların kökenini saptamada kullanılır.
PETROKİMYA:Alifatik yada halkalı doymuş hidrokarbonlara uygulanan hidrojen gidermeyle , arıtmada ve petrokimyada çok büyük önemi olan olefinler ve aromatik hidrokarbonlar elde edilebilir.Böylece hidrojeni giderilmiş ve halkalaştırılmış parafinler, üretilen benzine yüksek bir oktan indisi kazandıran benzenik hidrokarbonlar verir.Etanın buharla krakinginde ısıl hidrojen gidermeyle etilen üretilir.Kimi katalizörler stirolen elde etmek için etilbenzenin ve butadien elde etmek için de butanın (yada nbutenler) hidrojenini gidermeyi sağlar ;bu ürünler kauçuk bireşiminin temel maddesini oluşturur.

 

Beyin

Beyin, omurgalılarda, kafatası boşluğunun içinde yer alan ve merkez sinir sisteminin ön bölümünü oluşturan, yoğunlaşmış sinir dokusu. Duyular aracılığıyla alınan verilen birleştirip bütünleyerek, bu uyarılara yanıt niteliğindeki hareketleri yöneten, bu neden-le temel içgüdüsel etkinliklerde çok önemli bir rol oynayan beyin, üstün yapılı omurga-lılarda aynı zamanda öğrenme merkezidir.

Omurgasızların beyni, bir dizi sinir kordo-nunun ön ucunda kümelenmiş sinir hücrele-rinden, omurgalıların beyni ise omurili-ğin ön bölümünün iyice genişlemesinden oluşur. Gelişmemiş omurgalıların beyni, böyle bir genişleme göstermediğinden, daha çok bir boruyu andırır; bu hayvanların beyni ile daha üstün yapılı omurgalı embri-yonlarının erken gelişme evrelerindeki beyni arasında oldukça büyük bir benzerlik göze çarpar.

Gelişmemiş omurgalıların beyninde üç bölge ayırt edilir: Arka beyin ya da art beyin (rombensefal), orta beyin (m~zen-sefal) ve ön beyin (prozensefal). Üstün yapılı omurgalılarda, embriyonun gelişmesi sırasında beyin önemli değişiklikler geçirir-se de, bu üç bölge arasındaki ayrım sonuna değin korunur. Ancak, embriyonun geliş-mesi sırasında orta beyin olduğu gibi kalır-ken ön beyin ve arka beyin ikişer alt bölüme ayrıldığından, beyinde beş bölgeli bir yapı ortaya çıkar: Arka beyin, beyinciği oluştu-ran metensefal ile soğaniliği (soğancık ya da omurilik soğanı) oluşturan miyelensefal bölgelerine,ayrılır; ön beyinden ise, beyin yarımkürelerini oluşturan telensefal (büyük beyin) ile talamus ve hipotalamusu oluştu-ran diensefal bölgeleri doğar.

Beyni, beyin yarımküreleri ve beyin sapı olmak üzere iki büyük bölüm halinde incelemek anatomi açısından büyük kolaylık sağlar. Bu incelemede, diensefal (talamus ve hipotalamus), mezensefal (orta beyin), meten-sefal (Varol köprüsü ve beyincik) ve miye-lensefal (soğanilik) bölgeleri beyin sapı içinde sayılır.

Beyin sapı içindeki oluşumla-rın en önemlilerinden biri olan ve embri-yondaki arka beyin bölgesinden türeyen beyincik, dengenin ve kas hareketlerin-deki eşgüdümün sağlanmasından sorumludur. Soğanilik ise, omurilikten gelen sinyalleri beynin daha yukarıdaki bölgelerine iletir; ayrıca kalp atışı ve solunum gibi otonom sinir sistemi işlevlerini yönetir.

Üst bölümü, embriyonun ilk evrelerindeki ve gelişmemiş omurgalılardaki görme çıkıntısından türemiş olan orta beyin, balıklarda ve amfibyumlarda duyulardan gelen verilen birleştirme merkezidir. Kuşlarda bu işlevi orta beyin ve ön beyin birlikte üstlenir. Memelilerde ise orta beyin iyice küçülmüştür ve daha çok ön beyin ile arka beyin arasındaki bağlantıyı sağlar.

Diensefal bölgesinden doğan talamus, soğanilik ile beyin yarımküreleri arasında, demiryollarındaki makas ya da röle istasyonlarının işlevini üstlenir. Hipotalamus ise, cinsel güdüleni, hoşlanma, ağrı, acıkma ve susama duyumlarını, kan basıncını, vücut sıcaklığını ve iç organlara ilişkin öbür işlevleri denetleyen önemli bir merkezdir. Ayrıca hormon salgısının düzenlenmesinde de önemli görevler üstlenir; hipofiz bezinin ön bölümünün salgısını uyaran hormonları ve bu bezin arka bölümünde depolanıp salgılanan oksitosin ve antidiüretik hormon-ları üretir.

Soyoluş ve embriyonoluş evrimleri sırasın-da koku çıkıntısının bir parçası olarak gelişen telensefal, insan beyninde çok daha karmaşık işlevlerden sorumludur. İnsanda ve öbür gelişmiş omurgalılarda bu bölüm, kıvrımlı bir bozmadde kütlesi oluşturacak biçimde büyüyerek, beynin geri kalan bölümü üstüne yerleşmiştir. Beyin kıvrımlarının azlığı ya da çokluğu, bir ölçüde canlının vücut büyüklüğüne bağlıdır.

Karınca yiyen ve marmoset gibi küçük yapılı memelilerin beyinleri genellikle düz denecek kadar az kıvrımlı, balina, fil ve yunus gibi büyük memelilerin beyinleri ise çok kıvrımlıdır. Bu büyük memelilerden bazılarında, örneğin balina ve yunusta beyin kabuğundaki bozmaddenin çok ince olmasına karşılık, insanda ve insansı maymunlarda bozmadde genellikle daha kalın ve çok daha farklılaşmıştır.

Beyin yarımküreleri, önden arkaya doğru uzanan derin bir yarıkla birbirinden ayrılmıştır. Bu yarığın tabanında, iki yarımküre arasındaki iletişim bağlantısını sağlayan ve katı madde, nasırsı madde, beyin direği gibi adlarla anılan kalın bir sinir lifi demeti (corpus callosunı) bulunur.

Sinir lifleri soğanilikte ya da ender olarak. Omurilikte çaprazlanarak yön değiştirdikleri için, beynin sol yarımküresi vücudun sağ yanını, sağ yarımküresi ise sol yanını denetler. Her ne kadar sağ ve sol yarımküre birçok bakımdan birbirinin ayna görüntüsü biçimindeyse de, aralarında önemli işlevsel farklılıklar vardır. Örneğin birçok kişide konuşmayı denetleyen bölgeler sol yarımkürede, mekan algısını denetleyen bölgeler ise sağ yarımkürede bulunur.

Orta oluk (Rolando yarığı) ve yanal oluk (Sylvius yanığı) denen iki derin yarık, beyin yarımkürelerinden her birini alın yan kafa,şakak ve art kafa lopları olarak bilinen dört parçaya böler. Orta oluk, beyin kabuğunun hareket sinirlerinin uçlarını alan bölgesi (yarığın önündeki bölge) ile duyu sinirlerinin uçlarını alan bölgesini de (yarığın arkasındaki bölge) birbirinden ayırır.

İnsan beyninin ağırlığı, yaşa, boya, vücut ağırlığına, cinsiyete ve ırka bağlı olarak değişir. Beyin, erkeklerde ortalama ağırlığı olan 1.400 gr'a 20 yaş dolaylarında, kadınlarda ise ortalama ağırlığı olan 1.260 gr'a biraz daha erken yaşta ulaşır. Bu yaştan sonra her iki cinste de beynin ortalama ağırlığı her yıl bir gram kadar eksilerek, 75 yaşlarında, olgunluk döneminde eriştiği tepe değerinin onda biri kadar azalır. 20-70 yaşları arasın-da, insan beyninde her gün yaklaşık 50 bin sinir hücresinin (nöron) görev yapamaz duruma geldiği ya da yok olduğu tahmin edilmektedir.

Beyin kabuğu, beyin korteksi olarak da bilinir, beyin yarımkürelerinin, sinir sistemi-nin bozmaddesinden oluşan ve istemli hareketlerin denetlenmesinden, duyuların birleştirilip yönlendirilmesinden, yüksek düzeydeki zihinsel ve duygusal işlevlerin düzenlenmesinden sorumlu olan en dış katmanı. Beyin kabuğunu oluşturan hücreler, kesin sınırlarla birbirinden ayrılmamış altı kat-manda toplanır:

1) Moleküllü katman,

2) Tanecikli dış katman,

3) Piramidimsi dış katman,

4) Tanecikli iç katman,

5) Piramidimsi iç katman,

6) İğsi hücreler katmanı.

Her iki yarımküreyi örten beyin kabuğu, getirici sinir liflerinin dağılımına ya da daha derindeki sinir merkezleriyle bağlantılı olan götürücü liflerin kökenine göre de birkaç bölüme ayrılır. Bu ayrıma göre, kabuğun en önemli işlevsel bölümleri birincil hareket alanı, birincil duyul alanı, birincil görme alanı, birincil işitme alanı ve birleştirme alanlarıdır.

Birincil hareket alanı beynin ön bölümünde (alın lobu), orta oluğun ön duvarında bulunur. Vücudun karşı yanındaki iskelet kasları buradan yönetilir. Birincil duyu alanı beynin yan kafa bölümünde yer alır ve deriden, kaslardan, eklemlerden, kas kirişlerinden gelen duyular talamus aracılığıyla bu alana ulaşır. Burada da, hareket alanındaki gibi, vücudun çeşitli bölgelerine karşılık düşen özel bölgeler vardır.

Duyu alanının yıkımı, duyuların algılanmasını azaltır ama tümüyle yok etmez; çünkü, ağrı gibi bazı önemli duyumlar talamusta bilinç düzeyine ulaşır. Birincil görme alanı, beyin kabuğunun art kafa bölümündeki mahmu-zumsu yarıkta bulunur; bu alanın yıkımı görme bozukluklarına, hatta yitimine yol açar. Birincil işitme alanı şakak bölümünde, yanal beyin yarığının tabanında bulunur ve yıkımı orta derecede sağırlıkla sonuçlanır.

Çeşitli hareket ve duyu alanlarıyla bağlan-tılı olan birleştirme alanları, üstün yapılı omurgalılarda beyin kabuğunun çok büyük bir bölümünü kaplar. Birincil duyu alanlarının yakınındaki birleştirme alanlarının görevi, duyulardan gelen uyarıları görüntülemek ve anlamlandırmaktır. Alınan uyarılar önceden yaşanmış deneyleri ve anılan çağrıştırdığında, uyarılan veren nesne ya da olgu tanınır.

Karmaşık istemli hareketlerin yapılabilmesi için, önce hareket planının tasarlanması, sonra bu planın birleştirici sinir lifleriyle hareket alanlarına aktarılması gerekir. Konuşma işlevinde de karmaşık hareket ve duyu birleştirme mekanizmaları söz konusudur.

Beyin olukları, beyin yarıkları olarak da bilinir, beyin yarımkürelerinin dış yüzeyin-de, beyin lopları denen çeşitli anatomik bölgeleri birbirinden ayıran derin yarıklardır. Bu oluklar, insan beyninin en işlevsel bölümü olan beyin kabuğunun alanını artıracak biçimde, beyin yüzeyinin katlanıp kıvrımlaşmasından ileri gelir.

Beyin oluklarının en belirginleri şunlardır: Alın ve şakak lopları arasındaki yanal oluk ya da Sylvius yarığı; alın ve yan kafa loplan arasında, birincil hareket ve duyu alanlarını birbirinden ayıran orta oluk ya da kolando yarığı; beyin kabuğunun görme alanını barındıran art kafa lobundaki mahmuzumsu yarık; yan-kafa ve artkafa loplarını ayıran yan kafa, art kafa oluğu; beyin yarımkürelerini beyincikten ayıran enine oluk ve yalnızca nasırsı (katı) madde aracılığıyla aralarında bağlantı kalacak biçimde, iki yarımküreyi hemen hemen bütünüyle ayıran boylamasına oluk.

Beyin-omurilik sıvısı, beyin karıncıklarını ve omurilik iç kanalını dolduran, ayrıca bu oluşumların çevresini sararak sürtünmeleri engelleyen ve darbelerden koruyan duru, renksiz sıvı. Beyin omurilik sıvısı daha çok beyin karıncıklarında oluşur, beyin sapındaki kanaldan aşağıya doğru akar ve çevredeki doku boşlukları tarafından emilerek merkez sinir sisteminden ayrılır.

Normal bir yetişkinin vücudunda 100-150 mI kadar beyin-omurilik sıvısı vardır. Beyin omurilik sıvısı daha çok mekanik işlevler üstlenir: Beynin ağırlığını taşır; beyin ve omuriliği çevreleyen zarlar ile kafatası kemiklerinin iç yüzeyini döşeyen zarlar arasındaki sürtünmeleri azaltmak için yüzeylere kayganlık kazandırır; başa sert bir cisim çarptığında, darbenin etkisini dağıtan bir tampon işlevi görür. Ayrıca, sinir sistemi içinde çeşitli maddelerin taşınması, örneğin metabolizma artıklarının, antikorların, hastalık ürünü olan çeşitli maddelerin beyin ve omurilikten kan dolaşımına aktarılması, bazı ilaçların sinir sistemi dokularına ulaştırılması da beyin omurilik sıvısı aracılığıyla olur.

Beyin sapı, tümbeynın (ensefal), beyin yarımkürelerinin altında kalan ve orta beyni, Varol köprüsünü ve soğaniliği içeren bölümü. Anatomi incelemelerinde çoğu kez, talamus ve hipotalamusu içeren ara beyin ile gene art kafa çukurunda, beyin sapıyla aynı kesimde bulunan beyincik de bu bölümden sayılır.

Ara beyin (diensefal) ve orta beyin (mezensefal) bölgesine üst beyin sapı, Varol köprüsü ile soğaniliğe alt beyin sapı denir. Beyin sapının ayrı bir birim olarak kabul edilmesinin temel nedeni, refleks hareketlerin, duyu ve hareket iletisinin denetlenmesinde, vücudun iç orta-mının düzenlenmesinde ve sinir sisteminin geri kalan bölümünün eşgüdümünde çok özel işlevler üstlenmiş olmasıdır.

Beyin yarımküreleri ile omurilik arasında yer alan ve beynin bu farklılaşmış bölgeleriyle bağlantısı olan beyin sapı, bu yapılardan her ikisiyle de bazı benzerlikler gösterir. Beyin sapı, giren sinirler aracılığıyla duyusal izle-nimlerin alınıp biriktirilmesinden sorumlu olduğu gibi, deri ve kaslara giden hareket sinirlerinin, ayrıca göz, kulak, burun gibi duyu organlarına giden kafatası sinirlerinin büyük bölümü de beyin sapından çıkar.

Beyin yarımküreleri, kafatasının üst kesiminde beynin en geniş bölümünü oluşturan, boylamasına derin bir yarıkla iki parçaya ayrılmış, çok kıvrımlı sinir dokusu kütleleri. Sağ ve sol yarımküreler arasındaki tek bağlantı, altta, yarığın tabanında uzanan ve nasırsı ya da katı madde (corpus callosum) denen geniş bir sinir demetidir.

Yarımkürelerin en dış katmanı olan beyin kabuğu ya da korteksi, daha çok sinir hücrelerini ve destek hücreleri içeren bozmaddeden, iç katmanları ise sinir hücrelerinin uzantıları olan aksonları ya da sinir liflerini içeren akmaddeden ve bazal gangliyonlardan yapılmıştır.

En üst düzeyde zihinsel ve duygusal işlevlerden sorumlu olan beyin yarımkürelerinin en ilginç özelliklerinden biri, her yarımkürenin, beyin kabuğunca yönetilen bu işlevleri, öbür yarımkürenin etkisini bastırarak denetim altına alma eğilimidir. Bu baskınlık özellikle konuşma alanında kendini belli eder; sağ elini kullanan kişilerde konuşma etkinliği sol yarımkürenin denetimi altındadır.

Baskın ve baskın olmayan terimleri aslında biraz yanıltıcıdır; bir anlamda, insanların iki beyinli olduğu söylenebilir: Baskın denen yarımküre sözlü anlatımda ön plana çıkarken, öbür yarımküre de yüzlerin anımsanması gibi karmaşık algılama olaylarında baskınlığını gösterir.

Beyin zarları, menenj ya da meninksolarak da bilinir, beyni ve omuriliği saran üç zarsı kılıf: İnce zar (pia mater), örümceksi zar (arachııoidea ya da araknoit) ve sert zar (dura mater). Beyin karıncıklarını ve örümceksi zar ile ince zar arasındaki boşluğu beyin-omurilik sıvısı doldurur. Beyin zarlarının ve beyin-omurilik sıvısının temel işlevi merkez sinir sistemini korunaktır.

İnce zar

İnce zar, doğrudan doğruya beyin ve omurilik yüzeyine değen ve bu yapılara sıkıca yapışmış, olan iç örtüdür. Lifli dokudan yapılmış, çok ince bir zar olan bu örtünün dış yüzeyi, sıvıları geçirmediği sanılan yassı ve çokgen hücrelerden oluşmuş bir katmanla kaplıdır. Beyne ve omuriliğe giden kan damarları ince zarı delerek geçer. İnce zar bu damarlarla birlikte beynin derinliklerine doğru ilerler ve kan damarlarıyla arasında küçük bir boşluk bırakarak. sinir dokusuna sıkıca yapışır.

Örümceksi zar

İnce zarın üstünde yer alan bu ikinci zar ile ince zar arasında, örümceksi zar altı aralık denen bir boşluk bulunur. Son derece ince, saydam ve kolayca örsele-nebilen bir doku olan örümceksi zar da lifli dokudan yapılmıştır ve ince zar gibi, büyük olasılıkla sıvıları geçirmeyen yassı ve çok-gen hücrelerden oluşmuş bir katmanla kaplıdır. Yalnız, örümceksi zar, ince zardan farklı olarak, beyin yüzeyindeki bütün girin-ti ve çıkıntıları izlemez; bu özelliğiyle, sinir sisteminin yüzeyi ile duvarları arasında bazen dar, bazen geniş boşluklar bulunan bol bir torba gibi düşünülebilir.

Sert zar

Üç beyin zarının en dışta bulunanı, kalın, sağlam ve yoğun lifli dokudan oluşan sert zardır. Bu zarın iç yüzeyi, ince zarın ve örümceksi zarın yüzeyindekilere benzeyen yassı, çokgen hücrelerle kaplıdır. Öbür iki zardan çok daha karmaşık bir düzeni olan sert zar, basit bir tanımla, örümceksi zarı saran ve çok çeşitli işlevleri yüklenebilecek biçimde değişikliğe uğramış olan bir kesedir.

Sert zarın kafatası içinde kalan bölümü, beyin dokularından aldığı kanı kalbe taşı-yan büyük toplardamar kanallarını (sinüsleri) çevreler ve destekler. Ayrıca, ara bölme denen çok sayıda çıkıntıyla beyne de destek olur.

Saçlar

Bütün memeliler arasında yalnız insanın başı, ensesi ve şakakları, vücudun geri kalan kısımlarında çıkan kıllardan farklı kıllarla örtülüdür.

Saç, tırnaklarınkine ve derinin koruyucu tabakasına benzeyen boynuz­su bir maddeden meydana gelir. Başlıca iki bölümü vardır: kök ve sap. Saçın tek canlı öğesi olan kök, saçlı deriye gömülüdür ve yaklaşık olarak ayda bir santim kadar büyüyen sap kısmı buradan çıkar. Yaş ilerledikçe saçlar beyazlaşır (ağarma) ve yavaş yavaş dökülerek sonunda bazen büsbütün yok olabilir (dazlaklık).

Saç sıklığı, santimetre kareye yaklaşık 175 ile 300 arasında değişir. Erişkin insan günde 35-100 arası, çocuk 90 ve ihtiyarlar ise 120 saç döker. Saçlar kışa göre yazın ve gün­düze göre geceleyin daha çabuk uzar.

Dişler

Ağızda bulunan, besinleri ısırmaya ve çiğnemeye yarayan, küçük kemik parçaları.


İnsanlarda ve hayvanlarda dişlerin başlıca görevi, besinleri kesip parçalayarak ve çiğneyerek sindirimi kolaylaştırmaktır. Bazı hayvanların dişleri birbirinin eşidir (yunusbalığı), ama insanda böyle değildir, insanın ağzında dört çeşit diş vardır: sekiz tane yassı kesici diş, dört tane sivri köpekdişi, sekiz küçükazı ve on iki büyükazı.

Çocuk doğduğu zaman dişsizdir. Sonra dişler iki aşamada gelişir. Çocuk 5-6 aylık olunca geçici dişler çıkar (süt dişleri), giderek sayısı yirmiyi bulan bu dişler yavaş yavaş düşer (6 ile 12 yaş arasında), yerine daimi ve eksiksiz, ikinci dişler çıkar (o-tuz iki tane). Bunlar düşse de yerine yenisi çıkmaz.

Çiğneme sırasında bazı yemek artıkları dişlerin arasında kalabilir; bakteriler bu yemek artıkları içinde gelişir ve dişlerde doku bozukluğuna (çürükler) sebep olabilir, bu da bazen çok ciddi bir hal alır ve sancı verir. Bunun için dişleri çok muntazam olarak fırçalamak (her yemekten sonra) ve hiç olmazsa yılda bir defa dişçiye muayene ettirmek kesinlikle gereklidir. Diş bakımında fazla sıcak ve fazla soğuk besinleri ağıza almamanın, fındık, ceviz gibi meyveleri dişle kırmamanın da önemi vardır.

Dil ve Tatma


Ağız boşluğunda bulunan ve kaslardan oluşan organ.

Dilin ön kısmı serbest, arka kısmı altçene kemiğine bitişiktir. Çizgili kaslardan oluşan bu organ çok hareketlidir; çiğneme, yutma ve konuşma eylemlerinde önemli rol oynar. Dilin üstü çeşitli büyüklükte kabarcık ve memeciklerle kaplıdır. Bunların dipleri çanak gibi çukurdur. Çukurların kenarlarında tat alma hücreleri bulunur. Onun için dil aynı zamanda bir tat alma organıdır. Bunun sonucu olarak dil aldığı tada göre bir salgı refleksi ile tükürük bezlerini de harekete geçirir.

NASIL TAT ALIRIZ?

İnsan ancak suda eriyen maddelerin tadını duyabilir. Erimeyen maddelerin (demir, bakır, altın, su v.b.) tadı yoktur. Tükürükle eriyen maddeler tat alma hücrelerini etkileyerek uyartır. Bunlara bağlı olan tatma sinirleri uyartıyı beyne iletir. Böylece insan o maddenin tadını almış olur.

Dil başlıca dört çeşit tat ayırt eder: tatlı, tuzlu, acı ve ekşi. Dilin ucu tatlıyı, kenarları tuzluyu, arka kısmı acıyı, orta kısmı da ekşiyi daha çok duyar. Dil normalken pembe ve nemlidir. Vücut fazla su kaybettiği zaman ve bazı ağır akciğer hastalıklarında «kuru» olur.

Deri

Vücudu saran ve dokunma organını oluşturan koruyucu zar.

Dokunma duyusu organı olan deri vücudun üstünü kaplar. Doğal deliklerin içi, sindirim ve solunum organlarının iç ve dış yüzleri de mukoza denilen yalınkat bir deriyle kaplıdır. Derinin üstünde kıllar ve gözenek adı verilen çok küçük delikler bulunur.

DERİNİN YAPISI

Deri üstderi ve altderi diye iki kısma ayrılır. Altderinin altında da derialtı dokusu denilen yağlı bir tabaka yer alır. Bu tabaka derinin kaslar ve kemikler üstünde kaymasını sağlar. Bundan yararlanılarak hayvanların, derisi kolayca yüzülebilir.

Üstderi'nin kalınlığı bir milimetrenin onda biri kadardır. Üst kısmı cansız (boynuzsu tabaka), alt kısmı canlıdır. Üstteki ölü hücreler aşınıp döküldükçe alttan yeri doldurulur. Malpigi tabakası da denen canlı kısımda deriye rengini veren boya maddeleri bulunur.

Altderi esnek ve dirençlidir. Kılcal kan damarları, sinir uçları, kıl kökleri, ter ve yağ bezleri bu kısımda bulunur. Kılın gövdesi cansız, fakat kökü canlıdır. Kıl günde ortalama 0,2 mm kadar uzar. Kan dolaşımı arttıkça kılın büyümesi de hızlanır. Kötü beslenme ve kötü kan dolaşımı kılların dökülmesine yol açar. Bazı hastalıklar da kılların dökülmesine sebep olur (kellik, saçkıran v.b.).

Kılların beyazlaşması ise kıl soğanındaki boya maddelerini akyuvarların yok etmesinden ve mikroskopik hava kabarcıklarının kıla yerleşmesinden ileri gelir. Her kılın dibinde bir irkilme kası vardır. Soğuk ve korku gibi etkenler bu kasın kasılmasına ve kılın dikleşmesine sebep olur. Kılların dibinde bulunan salkım biçimindeki bir yağ bezi durmadan yağlı bir sıvı salgılar. Bu yağ deriyi ve kılları yağlayarak sudan korur.

DERİNİN DUYARLILIĞI

Deri dokunma organıdır. Dokunma, basınç, sıcak, soğuk ve acıyı algılar. Altderide bulunan sinir uçlarına bağlı duyu cisimciklerinin kimi dokunmayı, kimi basıncı, kimi sıcağı, kimi soğuğu, kimi acıyı alır. Geniş yüzeyi ve büyük duyarlığıyla deri vücudumuzun dış etkilerden korunmasını sağlar. Bu nedenle derinin bakımı ve korunması insanlar için büyük önem taşır.

Elin üstderisinden bir parça: kırışıklıklardan, ter deliklerinden ve ince kıllardan oluşan tabaka açıkça görülüyor. 75 kiloluk bir insanda, l metrekare kadar yer tutan, 3 kg ağırlığında deri bulunur. Kalınlığı 1,5-3 mm arasındadır. Rengi ve görünüşü, cinsiyete, ırka, iklime, yaşa v.b. göre değişir.

YANIKLAR

Yanıklar, derinin en sık uğradığı kazalardır. Derinliğine göre üç dereceye ayrılır: birinci derece yanık, hafif bir yanıktır (güneş yanığı gibi); ikinci derece yanık, deride içi saydam bir sıvı dolu kabarcıklar oluşur, iz bırakabilir; üçüncü derece yanık, çok ciddidir, hem üstderiyi, hem altderiyi zedeler ve deri naklini gerektirir.

ERGENLİK

Erinlik döneminde bazen sivilceler yüzü, omuzları ve gövdenin üst kısmını kaplar. Bu çıbanın niteliği henüz belirlenmemiş ise de, sindirim ve hormon bozuklukları yüzünden çıktığı sanılmaktadır. Yerel tedavi (losyonlar sürülmesi) veya daha genel (beslenme sağlığına dikkat) bir tedavi uygulanır ve genellikle erişkin yaşta geçer


Böbrekler

İdrar salgılayan organlar.

Üzerlerinde böbreküstü bezlerinin yer aldığı iki böbrek, omurganın her iki yanında, bel bölgesinde bulunur. Kırmızımtırak-esmer renkte, iri fasulyeleri andırır ve her birinin ağırlığı 120 ile 150 gram arasındadır. Her böbreğin içbükey kenarındaki göbek'ten, böbrek atardamarı girer ve böbrek toplardamarı ile sidik borusu çıkar.

KANIN TEMİZLENMESİ

Her böbrek sayısız sidik borusundan (böbrek başına 20 kilometre kadar uzunlukta) oluşur, bu borular, kılcal kan damarlarıyla sıkı bir ilişki halindedir. Kanın temizlenmesi, iki aşamada ve bunlar aracılığıyla gerçekleştirilir.

Doğal artıklar (yani su, madensel tuzlar, üre, ürik asit, üratlar) veya dış kaynaklı artıklar (ilaç kalıntıları) bu sidik borularına geçer, sidiği meydana getirir ve havuzcuk'ta birikir. Sidik, siyek'lerin periyodik kasılmasıyla sidik torbasına aktarılacaktır.

Sidik torbasında 500 ile 600 sm3 arası hacimde sıvı birikince, cidarlarının kas lifleri kasılır ve sidik boşaltma ihtiyacı kendini duyurur.

HAYATİ BİR ORGAN

Sürekli olarak kanın kimyasal bileşimini düzenleyen böbrek, hayati bir organdır. Böbrek nakilleri (bir ölüden veya gönüllü bir vericiden alınmış bir böbreğin başkasına takılması) veya böbreklerin işlemesinin tamamen veya kısmen durduğu zaman kullanılan suni böbrek bu nedenle çok önemlidir.

Üratların (ürik asit tuzları) böbrek taşları biçiminde, anormal olarak katılaşması, bir sidik borusunu tıkayabilir ve idrar boşaltma faaliyetine engel olabilir, aynı zamanda da, böbrek sancıları denilen, müthiş ağrı ve sancılara yol açabilir.


Bademcikler

Boğazın iki yanında bulunan bezler.

Boğazın her iki yanında, dilin dibinde üst tarafta nöbetçi olarak bulunan bademcikler, yutağı mikroplara karşı korur.

Gerçekten de bademcikler, lenf bezleridir; içlerinde, mikroplara karşı etkin biçimde mücadele edebilecek özel türden akyuvarlar bol miktarda bulunur. Solunum aygıtının giriş kısmının her iki yanında yer alan bademcikler, böylelikle organizmamızı burundan veya ağızdan içeri girebilecek bütün hastalık mikroplarına karşı savunur.

Bu savunma tepkisi, kendini (sözgelimi bir anjin vakasında), bademciklerde ağrılı bir bademcik iltihabı (yangısı) biçiminde gösterir.

Bununla birlikte, bademciklerin, bir savunma aracından çok, bir tehlike haline dönüştüğü durumlar da yok değildir. Gerçekten, bazı kişilerde, özellikle çocuklarda bu organlar, öylesine duyarlıdır ki, sürekli olarak mesele çıkarır, ağrır ve solunuma engel olacak kadar şişer; o zaman bademciklerin ameliyatla alınması gerekir.

Vücutta yapı ve görev bakımından bademcikleri andıran başka bezler de vardır: dil bademciği, yutak bademciği, bağırsak bademciği gibi.

Apandis ve Apandisit

Kalınbağırsağın bir uzantısı olan apandis çoğu zaman apandisit denilen bir iltihaba yol açar.

Apandis, kalınbağırsağın baş tarafında, körbağırsakta bulunur. İçi boş solucanımsı bir uzantıdır; ortalama uzunluğu 8 santimetredir. Görevi bademciklerin ve lenf düğümlerinin görevine benzer; kalınbağırsakta bulunan mikropları yok ederek hastalık yapmalarını önlemeğe çalışır. Kesinlikle gerekli olmamakla birlikte, görülüyor ki gene de bir işe yarıyor.

Apandisit, apandisin mikrop alma sonucunda iltihaplanmasıdır; çocuklarda çok görülür. Apandisitin başlıca belirtileri şunlardır: karın ağrıları, hafif ateş, paslı dil, mide bulantısı ve kusma. İlkin üst karın bölgesinde başlayan ağrılar zamanla sağ kasık bölgesine yerleşir. Buraya bastırınca büyük ağrı ve kasılmalar olur.

Bu belirtiler ortaya çıkar çıkmaz doktora başvurulmalıdır. Geç kalınırsa apandis patlayarak iltihap karın zarına yayılabilir ve hasta karın zarı iltihabından ölebilir. Apandis ameliyatı çok basittir, 20 dakikayı geçmez: karın zarı, iki kas demeti arasından yarılarak apandis dibinden kesilip alınır. Yarası çabuk iyileşir.



alıntı
 
 
Microsoft Internet Explorer Works with Windows Vista
bebekveanne.com
Maç Sonuçları
Türkiye Ligi
Dünyayı Keşfedin
Dünya haritasındaki fotolar UZAYDA GEZEGENLERİN
ÇIKARDIĞI SESLER
Tıkla Git Turkish

[Bilgi Didikle] Üye olduysanız hemen sorunuzu sorabilirsiniz.
Çocuk Gelişimi Ve Eğitimi

YÜKSELEN BURÇ

(Tıklayın)

Yükselen Burcunuzu ve özelliklerinizi öğrenmek

Haber, haber bul, gazete ara, haber ara, aradığını bul! Astroloji Rehberi 2011 - 2011 Yıllık Burç Yorumları AnaDilim.Org -Türkçe Gönüllüleri - Yabancı Dille Eğitime Hayır! Türk Lehçeleri Makaleler Gaspıralı Güneş Sistemi Sitesi
Posta Kodu Ne? RSS Nedir, RSS Programları, RSS / XML Programlama ve RSS Kaynakları Rehberi Cilt Hastalıkları

image hébergée par photomaniak.comDÜNYA.YER.HARİTASI

Kacsantim.com Logo CicekSepeti.com Ülke Bilgi


İngilizce Türkçe Online Sözlük, İngilizce Türkçe Sözlük, İngilizce Türkçe Pratik Sözlük, İngilizce Sözlük, İngilizce Tercüme, İngilizce Türkçe Cümle Çeviri,İngilizce Türkçe Metin Çevirme
BİR LİNK
Adınızı Didikleyelim:

Haritalar.net Türkiye, Dünya il ve ilçe haritaları Uydu frekansları Trafik HaberSağlıklı Yaşam Cinsellik Şifalı Bitkiler Zayıflama Diyet Gebelik Doğum Sezaryen Çocuk Eğitimi
Türkiye Deprem Haritası depremler.org
uydu frekans


Testı indirmek
Türk Amerikan Haber Portalı


ases logo
Ansiklopedik Bilgiler
Wikipedia 

Sağlık Rehberi
Hamileyken de güzel görünebilirsinizOyun Linkleri Toplist



Kadın Hastalıkları,Kısırlık,Gebelik-Doğum,Tüp,Bebek,Menopoz
videobankasi.com
iddaaSağlık Zamanı
IT Headline
Gazetematik.com
Kimindir.com - Whois sorgu aracı
Internetteki en kadın site!
BESLENME DESTEĞİ
Beslenme Desteği •


RETURN TO HOME
ÜLKELER
Country Calling Codes Home

BBCTurkish.com
jeodezi.com
Color Picker
Ücretsiz Video Dersler Matematik Dersleri Matematik Konu Anlatımları huzurevi logo
Coğrafya flash oyunlar soru sor

Large.Medium

 
BEBEK TVjeodezi.com
Color Picker
Ücretsiz Video Dersler Matematik Dersleri Matematik Konu Anlatımları huzurevi logo
Coğrafya flash oyunlar soru sor

Large.Medium

 
BEBEK TVjeodezi.com
Color Picker
Ücretsiz Video Dersler Matematik Dersleri Matematik Konu Anlatımları huzurevi logo
Coğrafya flash oyunlar soru sor

Large.Medium

 
BEBEK TV Eğitim Dosyaları İndir
dersimiz.com Ana sayfa
SAĞLIK KÖŞESİ
DoktorSensin TV
babylon 8 sözlük Memur Rehberi
SaglikBilgileri.com
All My FavesHeader
Spor Toto Süper LigBebek Beslenmesi İle İlgili Soru ve CevaplarBackKadın HastalıklarıKızlık Zarısevgili-arkadaş

image hébergée par photomaniak.com-----BÜTÜN.ÜLKELERİN---
-----COĞRAFİ.VERİTABANI

KADAVRA SİTESİ ------------

DÜNYAMIZ

GLOBE Logo
WSW-Logo-Color-No-Text White Background
naklenfutbol.com

Bir başka WordPress sitesiAna SayfaBasın ÖzetiFatura Sorgulama, Turkcell, Avea, Turk Telekom, AdslAskerlik Şubeleri
şiddete sonÇiçekler Hakkında herşeyLazland.comkomik fikralarMSN Logo24TimeZones.comSağlık, Hastalık Tedavi, Cinsellik, Kanser Bakım Diyet BilgileriMİLLİ PİYANGO ÇEKİLİŞ SONUÇLARI
UZMAN GÖRÜŞLERİ ----
EVLİLİK HAKKINDA ----
 
Reklam  
   
 
 
Çiçekçi Arama motoru
Siyaset.TV Tüm Motosiklet Siteleri Engelliler Sitesi
Gazeteci.tv Logo
Bilyoner.com Yaşadıkça
Sağlıklı bir yaşam için sağlıklı bilgiler Biyografi Arşivi Biyografi.info : Biyografi, Biyografiler
AnaDilim.Org -Türkçe Gönüllüleri - Yabancı Dille Eğitime Hayır! Türk Lehçeleri Makaleler Gaspıralı Güneş Sistemi Sitesiİncefikir

Panoramio logo
İNSANLAR NASIL YÜRÜR





ingilizce türkçe sözlük


Eurosport
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
The Internet Traffic Report monitors the flow of data around the world. It then displays a value between zero and 100. Higher values indicate faster and more reliable connections.