|
|
 |
|
BİR KİŞİNİN EROYİN KULLANDIĞI NASIL ANLAŞILIR? |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir gencin eroin kullandığı nasıl anlaşılır? ,
|
Doç. Dr. Özkan Pektaş, uyuşturucu belasıyla nasıl savaşılacağını anlatıyor
Balıklı Rum Hastanesi Vakfı Anatolia Klinikleri’nde Şef Yardımcısı Doç. Dr. Özkan Pektaş’a bu soruyu sorduğumda söze şöyle başladı: “Daha kırık kırık, çatallı, bitkin bir ses tonu vardır. Yüzü beyazdır. Kafası düşer, incedir, zayıftır...” Ama sonra hemen uyardı: “Bütün eroin kullananlar birbirine benzemez tabii ki! Bu özellikler var diye hemen çocuğunuzu damgalamayın”
Hocam, bir gencin eroin kullandığı nasıl anlaşılır?
Ses tonu daha kırık kırıktır mesela, daha yavaştır, yüzü daha beyazdır. Sonra uyuşturucu kullanımı neleri getiriyor beraberinde? Pearcing geliyor, dövme geliyor, garip saçlar geliyor... Siyah giyinme falan geliyor. Ama bunu normal olarak yapan da var. Onun için bunlara bakıp hemen damgayı vurmayacağız...
“Kırık kırık konuşma” dediniz, açar mısınız?
Kısıkmış gibi çatallı, bitmiş, bitkin bir sesi vardır. Kafası düşer, incedir, zayıftır. Eroin hemen zayıflamayı sağlar çünkü.
Peki başka nasıl anlarız bir gencin eroin kullandığını?
Bütün eroin kullananlar birbirine benzemiyor tabii ki! Aileler bir kere özellikle çocuğun hal ve gidişini takip edecekler. Çünkü özellikle uyuşturucu kullanımı farklı bir popülasyonun toplum içinde oluşmasına sebep oluyor. O zaman ne oluyor? Çocuğunuzun eroin kullananlarla karşılaşma şansı artıyor. Anne-babaların korktuğu da bu zaten. Bu yüzden, “Aman çocuğumun gözünden nasıl anlarım, madde kullanıp kullanmadığını?” diye sorup duruyorlar.
Peki siz nasıl yanıtlıyorsunuz onları?
Ondan anlama, hal ve gidişini takip et. Okuldaki başarısı ne durumda, onu takip et. Çocuğun devamlılığı var mı, yok mu, onu takip et. Okuluna zamanında gidiyor mu, gitmiyor mu, onu takip et. Dersleri bozuldu diyelim, hemen korkma! Çocuğa hemen uyuşturucu damgasını basma. Ama derdini anlamaya çalış, nasihat etme. Hepimiz kötü olduğunu biliyoruz maddenin. Otur, oku. Esrar, eroin ne yapar? Alkol ile nasıl baş edecek çocuk, bunları öğret. Çocuğa uzun süreli mutlulukları öğretecek birtakım hobiler kazandır. Mesela Türkiye’deki en büyük eksiklik hobileri yok gençlerin. Soruyorsunuz, “Senin ne hobin var?” “Balıkçıya giderim, rakı balık müthiş” diyor mesela. “Ne yapalım?” “Bodrum’a gidelim coşalım!” Bizim toplumun mutlu olmaktan, keyiften anladığı rakı-balık. Oysa çocuğa hobi kazandırmak önemli. Ne bileyim, spor yapsın, yüzsün, basketbol oynasın, bir şeyler biriktirsin... Tabii burada devletin devreye girmesi gerekiyor. Çünkü bunların hepsi para gerektiriyor. Diyeceğim şu; önemli olan uzun vadede sizi mutlu edebilecek şeyleri bulabilmek. Öbürü çok basit, “İçelim, coşalım...”
“Çocuklarınıza kendi hatalarınızdan bahsedin”
Aileler hal ve gidişe dikkat ettiler, başka?
İkincisi, çocuğun okul başarısı. Üçüncüsü, çocuğun arkadaşları. O yaş grubundaki çocuğun arkadaşlarını asla aşağılamamak lazım. 15 yaşınızı hatırlayın, bir arkadaşımız vardır, taparız ona. “Murat benim için her şey” diye düşünürüz. Çocuğa “Haydi be, Murat beş para etmez” dememek lazım. İnanmadığımız halde, o çocuktan çekindiğimiz halde, o çocukla arkadaşlığından korksak bile, onu aşağılamadan, “Senin arkadaşını takdir ediyorum ama” filan demek lazım... Tabii bir de çocuğa kendi hatalarımızdan bahsedeceğiz. Hep başarılarımızı anlatıyoruz çocuklarımıza. “Ben senin zamanında çiçek gibi çalışıyordum... Acayip okullar, üniversiteler bitirdim. Senin her şeyin var ama hiçbir şey yapmıyorsun” gibi... Bu bir diyalog değil. “Ya, ben bir hata yapmıştım biliyor musun, onun yüzünden şunları şunları kaybettim” deyince çocuk hemen kulağını açıyor. “Bak, benim idol diye gördüğüm babam da hata yapabiliyor! Annem de hata yapmış” diyor ve o zaman sizi dinliyor çocuk.
Onun dışında ne yapıyoruz, özellikle bu maddelerin neler yaptığını, neler ettiğini, nasıl problemler yarattığını daha gerçekçi olarak öğrenip, çocukla kurduğumuz diyalogda konuşuyoruz. Mesela gençlerin hemen ilk söylediği şey şu oluyor: “Ot hiç zarar vermiyor baba. Ot kimyasal değil, bitkisel!” “Evet oğlum bitkisel. Ama bitkisel dediğin bu madde sinir dokusuna harabiyet veriyor. Bak internette yayınlar var, ’Esrarın yarattığı psikozlar’ diye, ’Esrarın yarattığı işsizlik’ diye, ’Esrarın yarattığı ilerleyememek’ diye...”
Amerika’da çok güzel böyle bir reklam var: İki oğlan böyle televizyonda seyrediyor, bir doktor da anlatıyor, “Esrar şunu yapar, bunu yapar” falan diye... Biri diyor ki, “Ulan yedi senedir kullanıyoruz. Bu herifin anlattıklarından hiç birisini gördün mü?” Diğeri, “Hiçbirisini görmedik!” diyor. O sırada anne içeriden sesleniyor, “Ya çocuklar yedi sene oldu, ne olur bir iş bulun artık. Mecbur muyum size bakmaya!”
ÇOCUĞUNUZA HARÇLIĞI HAFTALIK VERİN!
Çocuğa fazla harçlık vermek de teşvik edebilir mi uyuşturucu kullanımını?
Çocuğa elbette harçlık vereceğiz, ama para konseptini öğreterek... Mesela çocuğun o parayı haftalık olarak idare etmesi önemli. Çocuğa haftalık bin lira da verebilirsiniz, 100 lira da... Burada miktar önemli değil, önemli olan çocuğun o bir haftalık süre içinde parayı değerlendirebilmesi. Mesela uyuşturucu bağımlısının en büyük özelliği şudur; ver 100 lira, o gün bitti. “Yarın ne olacak?” “Bakarız yarına!”
Ne yapmak lazım o zaman?
Çocuğa o bir haftalık parasını nasıl idare edebileceğini öğretmeniz lazım.
Günlük vermek engel olabilir mi?
Günlük verdin, pat diye bitiriyor. Haftalık vermek, bir hafta yettirmek önemli. “Tostun var, kolan var, haftasonu bir de arkadaşlarınla maça gideceksin. Şimdi buna uygun paranı idare et, haydi yavrum!” demek lazım. Yani harçlıkta ölçüyü getiriyoruz.
Bu bir engel olur mu?
Evet. Çünkü çocuk ölçüyü öğrenir. Yaşamda ölçüyü öğrenmek çok önemli, ölçüyü şaşırdığınız zaman, sınır çok kolay aşılabiliyor zira...
Çocuğunuzu cebinizde saklayamazsınız!
Hocam, eroinden ölen Begüm’ün annesi sürekli kendini sorguluyordur herhalde. “Bırakmasaydım, göndermeseydim, niye gönderdim” diye... Sizce yapabileceği bir şey var mıydı?
Kesinlikle hayır. Çocuğunuzu cebinizde saklayamazsınız. Arkadaşlarından biri telefon açtı, çağırdı... 23 yaşında, ne yapsın anne-baba? Hiçbir şansı yoktu ki kadıncağızın. “Kızım gitme arkadaşlarına” nasıl desin?
Dese zaten belki kaçıp gidecek değil mi?
Hukuk engel olur bir kere, “Sen kimsin ki 23 yaşındaki birini alıkoyuyorsun” diye hesap sorar.
Peki Begüm’ün anne-babası boşanmamış olsaydı her şey daha farklı olabilir miydi?
Bakın ben böyle dağılmış ailelerde de gördüm eroin kullanıp ölen çocukları, çok sıkı bağlar içinde olan ailelerde de... Bu, çok yanlış! İşte aileler böyle dejenere olunca çocuklar da böyle oluyor değil. Yok öyle bir şey, emin olun.
O annenin yapabileceği bir şey yoktu yani?
Maalesef hayır! Orada yaşanan şeylerin ne olduğunu bilemiyoruz ama maalesef bu maddeler öldürücü olabiliyor.
Diyelim ki çocuğumuzun uyuşturucu kullandığını öğrendik, onu geri kazanmak için uygun konuşma ne olur peki?
Sonuçlar anlatılabilir. Mesela kokainde diyoruz ki, “Genç yaşta felç geçiren insanların hepsi kokain yüzünden felç geçiriyor. Çünkü bir anda damarlar kasılıyor, büzülüyor. Damarlar büzüldüğü için, çok kolay enfarktüs veya beyin kanaması geçirebiliyor kokain kullanan...” Bir hastamızı ise şöyle kaybettik mesela. Oturmuş Bodrum’da kumsalda sürekli güneşe bakmış. Kör oldu.
Devamlı güneşe bakabiliyor mu?
Evet bakabiliyor, halüstrojen, o sırada orada bir sürü hayaller görüyor ve güneşe de bakıyor. Mesela kokainde vücudunuzun içinde böcekler hissedersiniz. Öyle çok hastamız var. Bıçak ile derisini soyuyor mesela, altındaki böcekleri çıkarmak için... Mesela bir eroinman içtiği zaman kafası düşer genellikle, yani öyle şiddet yapacak bir durumda olmaz. Ama krizdeyse çok sinirli olur, eğer karnınızın içindeyse onu keser alır. Ötesini düşünmez yani. O an o ağrıyı giderecek. Feci bir ağrı başlar çünkü yoksunlukta.
Bir de şu var; bunu deneyen her genç arkadan, “Bir daha deneyeyim, ben çok mutlu oldum” filan demiyor. Rahatsız oluyor, “Ben kendime hakim olamadım, abuk sabuk şeyler yaptım. Bir daha kullanmayacağım baba” diyor. Bu yüzden paniğe kapılıp çocukla aramızdaki ilişkiyi tamamen sokağa atmamamız gerekiyor.
Uyuşturucu Madde Kullanan Kişiler Nasıl Anlaşılır ?
Uyuşturucu madde kullanan kişilerin farkına varmak kolay değildir. Uzun yıllar kimse tarafından fark edilmeden yaşayan uyuşturucu madde bağımlıları vardır. Ayrıca madde kullanımını gösteren özgün belirtiler çok azdır.
Aşağıda sayılan belirtilerin büyük bir kısmı başka nedenlerle de görülebilmektedir.
Uyuşturucu madde satın alabilmek için gerekli parayı sağlamak için hırsızlık yapıp yakalanabilirler ve madde kullandıkları anlaşılabilir. Ya da yüksek doz madde aldıktan sonra komaya girer ve hastaneye kaldırıldıkları zaman çevreleri durumun farkına varır.
Uyuşturucu madde kullandıklarından kuşkulanılan kişilerde gözlenen davranışlar doğru yorumlanmalıdır. Gözlenen değişikliklerin başka nedenlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırılmalıdır. Özellikle ergenlik dönemine özgü olabilen bir takım değişiklikler gözardı edilmemelidir.
Kişi kullanmadığı halde, sadece bazı belirtiler benziyor diye suçlanmamalıdır. Böyle bir suçlama baştan ilişkiyi koparır. Yargılamak ya da etiketlemek tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Amacın kişiyi yakalamak değil, ona yardımcı olmak olduğu unutulmamalıdır.
Bu maddeleri kullanan kişileri anlamak için başvurulabilecek üç yöntem vardır.
a. Kan ve idrar tetkikleri
b. Davranış değişiklikleri
c. Madde etkisine bağlı değişiklikler
a.Kan ve idrar tetkikleri:
En nesnel yöntem kan ya da idrar tetkikleridir. . Bu yöntemler ile yapılan tetkikler doğru sonuç verir. Ancak madde kullandığından kuşku duyulan bir gençten idrar istemenin ne derece doğru olacağı tartışmalıdır.
b. Davranış değişiklikleri:
Uyuşturucu madde kullanan gençte gözlenen ilk değişiklik çevrelerinde yaptıkları değişikliktir. Yeni arkadaşlar edinirler. Eski arkadaşlıkları biter. Kişi iki nedenle çevresini değiştirmek zorundadır. Birincisi, yeni arkadaş çevresinde daha rahat madde bulabilecektir. İkincisi, bulabildiği maddeyi bu çevre içinde rahat kullanabilecektir. Genelde okul içinde bu tür maddeleri kullandığı düşünülen kişiler ile arkadaşlık etmeye başlamıştır. Kullandığı maddenin etkisine bağlı olarak ruhsal değişimler gösterir. Kimi zaman neşeli, sakin, kimi zaman öfkeli, saldırgan davranışlar gözlenebilir. Madde etkisi bitince davranışları farklılık gösterir.
Daha önce okul başarısı iyi olan öğrencinin giderek okul başarısı düşmeye başlar. Okul başarısı düşmesine rağmen, bu başarısızlık onun için ciddi bir sorun olarak algılanmamaktadır. Ancak dikkat edilmesi gereken önemli nokta, bu başarısızlığın altında yatabilecek diğer etkenlerin araştırılmasının gerekliliğidir. Aile içi sorunlar, ruhsal rahatsızlıklar, toplumsal sorunlar, olumsuz yaşam olayları da bu başarısızlıkta etken olabilir. Bu etkenler iyi ayırt edilmelidir.
Okula devam azalır. Okul devamsızlığından ailenin haberi yoktur. Genelde arkadaşları ile birlikte dışarıda, arkadaş çevresi tarafından bilinen ortamlarda zaman geçirmeye başlamıştır.
Ailesi ile görüşüldüğünde, evde bulunduğu zamanlarda odasında tek başına kalmayı tercih ettiği öğrenilir. Odasından dışarı çıkmaz.
Aile ilişkilerini azaltmaya ve evde az bulunmaya özen gösterir. Bu hem içinde bulunduğu durumun anlaşılmasını istemediği için, hem de ailesi ile bir takım çatışmaları olduğu içindir.
Her zamankinden daha fazla para harcamaya başlar. Kullandığı maddenin dozunu artırdıkça, gereksinim duyduğu paranın miktarı da artar. Evden para çalmaya başlayabilir. Son dönemde hırsızlık olayları yaşanır.
Kendine olan bakımı azalmıştır. Üstüne başına, giyeceğine para harcamaz. Çünkü para, kullandığı madde için gereklidir. Çevresi ve arkadaşları eski önemini yitirmiştir. Yaşamında değer verdiği tek şey maddedir.
c. Madde etkisine bağlı olarak ortaya çıkan değişiklikler:
Sınıf içinde dalgınlık, dikkat eksikliği göze çarpar. Derse konsantre olamaz. Hafif uykulu bir hali vardır. Bu durumdan genelde rahatsızlık duymaz. Belirgin bir halsizlik, yorgunluk gözlenebilir. Solgun, bitkin bir hali vardır. Kısa süre sonra okulu terk edebilir. Genel bir isteksizlik olabilir.
Bedensel olarak dikkat edildiğinde ise gözlerde kanlama saptanabilir. Daralmış ya da büyümüş göz bebekleri dikkat çeker.
Konuşmasında güçlük fark edilebilir. Peltek ya da mırıltılı bir biçimde konuşmaktadır. Ağızda kuruluk saptanabilir.
Aşırı terleme, bulantı, kusma, yürümede güçlük ortaya çıkar.
Ailesi ile görüşüldüğünde evde bir uyku bozukluğundan söz edilebilir. Eroin ve benzeri maddeler almadığı zaman şiddetli uykusuzluk ortaya çıkar. Diğer bazı maddeler ile sürekli uyuma isteği belirgindir.
Beslenme alışkanlığı da bozulur. Bu nedenle kilo kaybeder.
Madde yoksunluğunda eklemlerde ağrılar, kramplar, esneme, kaşıntı, tüylerin ürpermesi gözlenir. Bu amaçla ağrı kesici ilaçların kullanımı artmıştır.
Vücudunda yara izleri, ciltte renk değişikliği, iltihaplı yara ya da enjektör
izleri bulunabilir.
Bağımlılığın Başlama Süreci |
Bağımlılık ve Sonuçları |
Bağımlılık bir anda gelişen bir durum değildir. Gelişmesi belli bir süreç alır.
Kişi önce maddeyi merak eder ve kullanır. Kullanıldığı zaman öncelikle korkusu azalır. Çoğunlukla bir kez kullanan kişi daha sonra tekrar dener. Her denemesinde kendi kendine bir daha denemeyeceğine ilişkin söz verir. Bu denemelerde sürekli madde kullanımını denetleyebileceği inancı taşır. İstediği zaman bırakabileceğini düşünmektedir. Çevresinde gördüğü diğer bağımlıların kendisi gibi olmadığına, onların zayıf karakterli olduğuna inanmaktadır.
Bir süre sonra madde kullanımının kendisi için bir sorun haline geldiğinin farkına varır. Ancak halen bağımlı olmadığı düşüncesinde olduğu için bırakmak yönünde ciddi bir adım atmaz. Bağımlı olduğunun farkına vardığı zaman ise birçok şey için geç kalmıştır.
Çevresinde yer alan diğer bağımlılar bu hastalığın düzelmeyeceğine ve hiçbir zaman bu maddeyi bırakamayacağına onu inandırmaya çalışırlar. Bu nedenle tedaviye başvurmakta zorlanır. Genellikle tedaviden beklediği konuştuklarının dinlenmesi, kendisine ileri derecede bir anlayış gösterilmesidir.
Bazen aile kişiyi maddeyi bırakması için zorlar, zorla yapılan bu tedavi girişiminin önemli bir yararı yoktur. Bir süre sonra kendisi de kurtulmaya karar verir. Bırakmayı düşündüğü şey sadece kendi kullandığı maddedir. Ancak arkadaş çevresi, yaşam biçimi, alışkanlıklarını değiştirmesinin gerektiğini ve hayatı boyunca bir daha hiçbir madde kullanmama gereğini düşünemez veya bilemez.
Tedavi tamamlandıktan sonra bir bağımlı için her şey bitmiş değil aksine birçok şey yeni başlamaktadır. Öncelikle temiz olmaktan mutludur, bir süre sonra eski kötü günleri unutur ve o günleri iyi bir şekilde anmaya başlar. Giderek bir kez daha madde denemeyi düşünmeye başlayabilir. İşte tehlike bu dönemde başlar.
Bir gün sadece bir kez denemek ister. Ancak bağımlılık hastalığının özelliği gereği madde tekrar bir kez dahi kullanılsa kişi eskisi gibi madde kullanmaya başlar ve çok kısa bir zaman içinde eski bağımlı günlerine döner.
Bağımlılık kişiye ciddi sorunlar getirir.
Ruhsal Sorunlar: Bunların başında kişide gözlenen davranış değişiklikleri gelir. Bağımlılık ve getirdiği sorunlar çaresizlik, yalnızlık, umutsuzluk gibi duygulara yol açarak depresyona neden olur.
İçinde yaşadığı ortama bağlı olarak kişilik değişimleri de gözlenir.
Bedensel Sorunlar: Kullanılan maddeye göre değişir. Ancak bütün maddeler bedensel zararlara yol açar. Kullanan kişilerin sağlıkları bozulur. Bu durum ölümle sonuçlanabilir.
Sosyal Sorunlar: Madde kullanımı; ekonomik kayıplar, arkadaş ve aile desteğinin kaybı, işsizlik, suç işleme gibi birçok sosyal sorunlara neden olabilmektedir.
Uyuşturucuya Başlamda Etkenler
Madde kullanmaya başlama etkenleri çok çeşitlidir. Tek bir etken bulunabilmiş değildir. Aynı anda birden fazla etken de rol alıyor olabilir.
1. Psikolojik etkenler
• Uyum sağlama çabası: Kişi çevresine uyum sağlayabilmek ve bu yolda çektiği sıkıntıları azaltabilmek için madde almaktadır. Çevrede olanları veya zihinde olanları değişime uğratarak kendini rahat hissetme çabasıdır.
• Kişilik Özellikleri:
• Yeterli sosyal ilişkiler kuramamak
• Engellenme eşiğinin düşük olması
• Ödüllendirmenin gecikmesine dayanamama
• Sorunları çözebilme yetisinin yetersiz olması
• Riski göze alabilen davranış biçiminin var olması
2. Kültürel etkenler:
İnsan kültürüne ait birçok etken madde kullanmaya başlamayı etkileyebilir. Kültürün içinde belli bazı törenlerde geleneksel olarak çeşitli maddelerin kullanılması (örneğin bir partide alkol kullanılması
gibi) sayılabilir.
3. Aile ilişkileri:
Aile ile çeşitli sorunlar yaşayan çocuklarda, madde kullanma yaygınlığı daha fazla bulunmuştur (bir sonraki bölüme bakınız)
4. Kalıtımsal etkenler:
Ebeveynleri alkol kullanan çocuklarda alkol kullanım sıklığı daha yüksektir. Diğer uyuşturucu maddeler ile ilgili olarak bu konuda yapılan çalışmalarda kesin bilgiler edinilememekle birlikte, bu yönde bazı veriler saptanmıştır.
5. Sosyal etkenler:
Madde kullanımının toplum tarafından kabul görmesi, kullanım oranını daha da arttıracaktır..
6. Uyuşturucu maddeye erişebilirlik:
Eğer uyuşturucu madde kolaylıkla bulunup, elde edilebiliyor ise, kullanım oranı yüksektir. Ancak bu etkenin önlenmesi tek başına yeterli değildir.
RİSK ALTINDAKİ GENÇLER
Tüm ergenlerin uyuşturucu madde kullanmaya başlama riski vardır. İradesizlik, kişilik zayıflığı vb. madde kullanmak için mutlak etkenler değildir.
Ancak madde kullanmaya başlayan gençlerde ortak bazı özellikler dikkati çekmiştir. . Bu özelliklerin saptandığı gençler daha dikkatle izlenmiştir. Uyuşturucu ile ilgili eğitimlerde bu gençlere daha fazla önem verilmelidir.
Risk altında bulunduğu varsayılan ergenlerin özellikleri aşağıda yer almıştır.
1.Ani tepkiler veren
2 Saldırgan ya da asi davranışları olan
3.Her şeyi reddeden
4. Davranış bozukluğu gösteren
5. Aykırı davranışlar içinde bulunan
6. Erken yaşlarda davranış problemleri olan
7. Çabuk heyecanlanan
8. İçe dönük olan
9. İtaatkar olan
10. Yaşıtlarından aşırı etkilenen
Gencin aile yapısı özellikleri de risk etkenlerini belirlemeye yarayabilir. Çünkü uyuşturucu madde kullanan gençlerin ailelerinde benzer bazı özellikler bulunmuştur. Saptanan aile özellikleri şunlardır:
1. Parçalanmış, boşanmış aile
2. Ebeveynlerin birinin kaybı
3. Aile içinde uyuşturucu madde kullanan bir üyenin varlığı.
4. Aile içi iletişim eksikliği
5. Baskıcı ve ilgisiz aile
6. Aile içinde gencin özdeşim kurabileceği bir bireyin olmaması
7. Aşırı koruyucu, kollayıcı aile
Sigara ve alkol kullanan gençlerin, bu maddeleri kullanmayan gençlere göre daha yüksek oranda uyuşturucu maddeleri kullandığı gözlenmiştir. Çünkü sigara ve alkol kullanan gençler uyuşturucu maddeyi daha düşük oranda tehlikeli olarak değerlendirmekte ve diğer maddeleri kullanmaya daha istekli davranmaktadırlar. Ayrıca bu öğrenciler sigara ve alkol kullandıkları için çevreleri ile daha çok çatışma ve sorun yaşarlar ki, bu da onları diğer maddeleri kullanmaya iten önemli bir etken olarak değerlendirilebilinir.
Madde Kullanmaya Gençler Nasıl Başlıyor ?
|
|
|
Gençler en sık olarak merak nedeni ile madde kullanmaya başlamaktadırlar. Bu nedenle uyuşturucuya karşı özendirici davranışlardan kaçınmak gerekir.
Arkadaş baskısı ikinci önemli etkendir. Bir arkadaş ortamında yapılan ısrara çoğunlukla dayanılamamaktadır. Arkadaş grubunun dışında kalmak, onlardan farklı olmak korkusu yaşanmaktadır. Bir de buna merak eklenirse kullanım kaçınılmaz olmaktadır. Bu nedenle gencin kendi hakkını koruması, “hayır” diyebilmesi çok önemlidir.
Sorunlarını çözmek için başka yol kalmadığına inandıkları anda kullanım sıklaşır. Bir başka deyişle çaresizlik önemli bir etkendir. Bu nedenle gençlere sorunlar ile başa çıkma yöntemlerinin öğretilmesi önem kazanmaktadır. Bir sorun karşısında nasıl davranmaları gerektiğinin öğretilmesi ve bugüne kadar kullandıkları yanlış davranış biçimlerinin düzeltilmesi gerekir.
Bu maddeleri kullanmak gencin kendini kanıtlamasının bir yolu olarak algılanmalıdır. Farklı ve değişik gözükmek, bir tür beğeni toplamak amaçlanmaktadır.
Maddenin bulunabilirliği bir başka etkendir. Uyuşturucu maddenin kolayca elde edilebilir olması, onun kullanılma oranını arttıracaktır.
Uyuşturucu Madde Kullanan Kişiler Nasıl Anlaşılır ?
|
Uyuşturucu madde kullanan kişilerin farkına varmak kolay değildir. Uzun yıllar kimse tarafından fark edilmeden yaşayan uyuşturucu madde bağımlıları vardır. Ayrıca madde kullanımını gösteren özgün belirtiler çok azdır.
Aşağıda sayılan belirtilerin büyük bir kısmı başka nedenlerle de görülebilmektedir.
Uyuşturucu madde satın alabilmek için gerekli parayı sağlamak için hırsızlık yapıp yakalanabilirler ve madde kullandıkları anlaşılabilir. Ya da yüksek doz madde aldıktan sonra komaya girer ve hastaneye kaldırıldıkları zaman çevreleri durumun farkına varır.
Uyuşturucu madde kullandıklarından kuşkulanılan kişilerde gözlenen davranışlar doğru yorumlanmalıdır. Gözlenen değişikliklerin başka nedenlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırılmalıdır. Özellikle ergenlik dönemine özgü olabilen bir takım değişiklikler gözardı edilmemelidir.
Kişi kullanmadığı halde, sadece bazı belirtiler benziyor diye suçlanmamalıdır. Böyle bir suçlama baştan ilişkiyi koparır. Yargılamak ya da etiketlemek tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Amacın kişiyi yakalamak değil, ona yardımcı olmak olduğu unutulmamalıdır.
Bu maddeleri kullanan kişileri anlamak için başvurulabilecek üç yöntem vardır.
a. Kan ve idrar tetkikleri
b. Davranış değişiklikleri
c. Madde etkisine bağlı değişiklikler
a.Kan ve idrar tetkikleri:
En nesnel yöntem kan ya da idrar tetkikleridir. . Bu yöntemler ile yapılan tetkikler doğru sonuç verir. Ancak madde kullandığından kuşku duyulan bir gençten idrar istemenin ne derece doğru olacağı tartışmalıdır.
b. Davranış değişiklikleri:
Uyuşturucu madde kullanan gençte gözlenen ilk değişiklik çevrelerinde yaptıkları değişikliktir. Yeni arkadaşlar edinirler. Eski arkadaşlıkları biter. Kişi iki nedenle çevresini değiştirmek zorundadır. Birincisi, yeni arkadaş çevresinde daha rahat madde bulabilecektir. İkincisi, bulabildiği maddeyi bu çevre içinde rahat kullanabilecektir. Genelde okul içinde bu tür maddeleri kullandığı düşünülen kişiler ile arkadaşlık etmeye başlamıştır. Kullandığı maddenin etkisine bağlı olarak ruhsal değişimler gösterir. Kimi zaman neşeli, sakin, kimi zaman öfkeli, saldırgan davranışlar gözlenebilir. Madde etkisi bitince davranışları farklılık gösterir.
Daha önce okul başarısı iyi olan öğrencinin giderek okul başarısı düşmeye başlar. Okul başarısı düşmesine rağmen, bu başarısızlık onun için ciddi bir sorun olarak algılanmamaktadır. Ancak dikkat edilmesi gereken önemli nokta, bu başarısızlığın altında yatabilecek diğer etkenlerin araştırılmasının gerekliliğidir. Aile içi sorunlar, ruhsal rahatsızlıklar, toplumsal sorunlar, olumsuz yaşam olayları da bu başarısızlıkta etken olabilir. Bu etkenler iyi ayırt edilmelidir.
Okula devam azalır. Okul devamsızlığından ailenin haberi yoktur. Genelde arkadaşları ile birlikte dışarıda, arkadaş çevresi tarafından bilinen ortamlarda zaman geçirmeye başlamıştır.
Ailesi ile görüşüldüğünde, evde bulunduğu zamanlarda odasında tek başına kalmayı tercih ettiği öğrenilir. Odasından dışarı çıkmaz.
Aile ilişkilerini azaltmaya ve evde az bulunmaya özen gösterir. Bu hem içinde bulunduğu durumun anlaşılmasını istemediği için, hem de ailesi ile bir takım çatışmaları olduğu içindir.
Her zamankinden daha fazla para harcamaya başlar. Kullandığı maddenin dozunu artırdıkça, gereksinim duyduğu paranın miktarı da artar. Evden para çalmaya başlayabilir. Son dönemde hırsızlık olayları yaşanır.
Kendine olan bakımı azalmıştır. Üstüne başına, giyeceğine para harcamaz. Çünkü para, kullandığı madde için gereklidir. Çevresi ve arkadaşları eski önemini yitirmiştir. Yaşamında değer verdiği tek şey maddedir.
c. Madde etkisine bağlı olarak ortaya çıkan değişiklikler:
Sınıf içinde dalgınlık, dikkat eksikliği göze çarpar. Derse konsantre olamaz. Hafif uykulu bir hali vardır. Bu durumdan genelde rahatsızlık duymaz. Belirgin bir halsizlik, yorgunluk gözlenebilir. Solgun, bitkin bir hali vardır. Kısa süre sonra okulu terk edebilir. Genel bir isteksizlik olabilir.
Bedensel olarak dikkat edildiğinde ise gözlerde kanlama saptanabilir. Daralmış ya da büyümüş göz bebekleri dikkat çeker.
Konuşmasında güçlük fark edilebilir. Peltek ya da mırıltılı bir biçimde konuşmaktadır. Ağızda kuruluk saptanabilir.
Aşırı terleme, bulantı, kusma, yürümede güçlük ortaya çıkar.
Ailesi ile görüşüldüğünde evde bir uyku bozukluğundan söz edilebilir. Eroin ve benzeri maddeler almadığı zaman şiddetli uykusuzluk ortaya çıkar. Diğer bazı maddeler ile sürekli uyuma isteği belirgindir.
Beslenme alışkanlığı da bozulur. Bu nedenle kilo kaybeder.
Madde yoksunluğunda eklemlerde ağrılar, kramplar, esneme, kaşıntı, tüylerin ürpermesi gözlenir. Bu amaçla ağrı kesici ilaçların kullanımı artmıştır.
Vücudunda yara izleri, ciltte renk değişikliği, iltihaplı yara ya da enjektör
izleri bulunabilir.
|
Madde Kullandığı Düşünülen Genç İle Ne Yapmak Gerekir ?
HAZIRLIK
Böyle bir genç ile konuşmaya başlamadan önce, öncelikle öğretmen onunla bu konuşmayı yapmaya kendini hazır hissetmelidir. Hazır olmadan konuşmak, yarar değil zarar getirebilir. Bu nedenle acele etmemek gerekir. Böyle bir durumda sakin olmak, yeterli gözlemi yapmış ve veriyi toplamış olmak gerekir. Öğretmen böyle bir durumda kendini suçlamamalı ya da öğrencisine karşı öfkeye kapılmamalı, bu duygulardan arınmış olmalıdır.
O an için gencin madde etkisi altında olması konuşmayı madde etkisinin geçmesi veya etkinin azalması beklenmelidir.
KONUŞMAYA BAŞLAMAK
Genellikle uyuşturucu ile ilgili konuşmaktan kaçınılır, Ancak konuşmaktan
korkmayın. Korkularınızı, kuşkularınızı ve nedenlerini onunla açıkça paylaşın. Konuşurken onu korkutmamaya özen gösterin. Gerçekçi, samimi ve yalın olun.
Amacınızın ne olduğunu üstüne basarak vurgulayın. Ona destek ve yardımcı olun. yardımcı olmak istediğinizi anlatın. Her zaman onun yanında olacağınızı hatırlatın. Onun düşünce, yaşantı ve korkularını anlamaya çalışın. Konuşurken kendinizi onun yerine koyun.
Madde kullanmasından dolayı onu suçlamayın ve yargılamayın. Ancak bunun sonuçlarına kendisinin katlanacağını hatırlatın.
Onun sorumluluğunu onun yerine üstlenmemeye özen gösterin. Onun kendi sorumluluğunu üstlenmesine yardımcı olun.
AİLE İLE GÖRÜŞME
Öğrencinin durumunu aile ile görüşürken çok dikkatli olmak gerekir. Öncelikle elinizde yeterli veri ya da kuşkularınızı doğrulayabilecek bilgiler olmalıdır. Onlar ile kuşkularınızı paylaşın ve öğrencinin ev içindeki durumunu değerlendirin.
Aile, bu konu açılınca büyük bir paniğe ya da öfkeye kapılabilir. Çünkü konu hakkında bilgisi yoktur ve ne yapacağını bilmemektedir. Çocuğu büyük beklentileri vardır ve hayal kırıklığına uğramıştır. O anda çevrenin tutumunu düşünerek baskı altında kalacağını düşünebilir. Anne ve baba kendisi için üzülmektedir.
Bazen aile bunu tamamen yadsıyabilir. Kendi çocuğunun bunu güçleştireceğinden, yapmayacağına kendisini inandırmıştır. En azından öyle olmasını istemektedir. Bu durumda ailenin fazla üstüne gitmek sakınca doğurabilir.
Başka bir güne görüşmeyi erteleyebilirsiniz. Böylece aileye konuyu düşünmesi için fırsat verebilirsiniz.
YÖNLENDİRMEK
Bu kişiler genelde tedavi kurumlarından çekinirler. Bu nedenle onu tedavi için cesaretlendirin. En azından danışmanlık için başvurmasına yardımcı olun.
Sık sık mesajınızı yineleyin.
Genç tarafından söylenen olumlu düşünceleri onun ardından siz de onun sözleri ile yineleyin. Böylece onun olumlu tarafları pekiştirilebilinir.
Uyuşturucu Madde Kullananlar Tedavi Olabilir mi?
Evet. Uyuşturucu madde kullanan kişiler tedavi olabilir. Özellikle tedavi ilkelerini yerine getiren kişilerde uyuşturucu maddeyi bırakma oranı çok yüksektir.
Kullanıcılar arasında ‘bu hastalığın tedavisi olmadığı” yolunda bir kanı yerleşmiştir. Bu değiştirilmeye çalışılmalıdır.
Uyuşturucu maddeyi bırakan kişilerde tekrar madde kullanımına başlamak sık olarak gözlenen bir durumdur. Kişi bu maddeleri bıraktıktan sonra bir daha hiçbir zaman tekrar kullanmamalıdır. Bir kez kullanması, onun eski günlerine dönmesine neden olabilir.
TEDAVİNİN İLKELERİ
Bu maddeleri kullanan kişilerin tedavisi kişiye, kullanılan maddenin cinsine ve kullanım süresine göre değişiklikler göstermektedir.
Tedavinin başarısı için iki önemli etken sayılabilir.
1. Bunlardan birincisi kişinin tedavi olmayı istemesidir. Eğer kişi tedavi olmayı kendisi istemiyor ise, kimse ona zorla bıraktırmayı başaramaz.
2. Diğeri ise kişinin maddeyi bırakmaya kendini hazır hissetmesidir.
Çünkü, kişi maddeyi bıraktığı zaman alışkanlıklarını, yaşadığı ortamı değiştirmek zorunda kalabilecektir. Eğer tüm bunlara hazır değilse, yapılabilecek fazla bir şey yoktur. Uyuşturucu madde kullanan kişide bağımlılık geliştiyse, tedavi uzun süreli olmak zorunda olup, daha güçtür.
TEDAVİDE NELER UYGULANMAKTADIR?
Öncelikle kişi başvurduğu zaman bedeninin bu maddeden arındırılması gerekir. Buna detoksifikasyon adı verilir. Eroin gibi bazı maddeleri aniden kendi başına bırakmak tehlikeli olabilir. Bu nedenle kontrol altında bırakmak gereklidir.
Daha sonra kişinin kendini tanıması, maddeyi kullanma davranışını öğrenmesi, madde kullanma nedenlerini anlaması, tekrar başlamaması için neler yapması gerektiğini öğrenmesi sağlanır.
Ancak uzun süre kontrollere gelmesi, tedavi programına devam etmesi gerekir
ACİL DURUMLAR
Madde kullanan kişilerde ortaya çıkabilecek ve acil müdahale gerektirecek durumlar iki ayrı nedene bağlı olabilir.
• Maddenin yüksek dozda alınması (zehirlenme, Entoksikasyon, aşırı doz)
• Madde bulunmadığı için ortaya çıkan şiddetli yoksunluk belirtileri
Her iki durumda da yapılacak müdahale farklılık gösterir. Bu nedenle meydana gelen olayın açıklığa kavuşturulması ilk basamaktır. Ancak her durumda öğretmenin soğukkanlı davranması, çevresindekileri yatıştırması, ilk fırsatta öğrenciyi bir sağlık kuruluşuna göndermeyi düşünmesi gerekir.
ZEHİRLENME BELİRTİLERİ
Zehirlenme belirtileri alınan maddenin cinsine göre bir değişkenlik gösterebilir. Bu nedenle kullanılan madde cinsinin bilinmesi önem taşır.
Onun sorumluluğunu onun yerine üstlenmemeye özen gösterin. Onun üstlenmesine yardımcı olun.
Eroin zehirlenmesinde, gözbebekleri toplu iğne başı kadar küçüktür, solunum yavaşlamıştır, derin uykulu bir hal ve dışarıdan verilen uyarılara karşı yanıtsızlık vardır.
Uçucu madde zehirlenmesinde, kişi şaşkındır. Bulunduğu yeri, zamanın ne olduğunu ve kiminle konuştuğunu bilemez. Sarhoşluk hali vardır. Boğulma belirtileri olabilir.
LSD zehirlenmesinde, kişi korku içindedir, bir panik hali vardır. Hayaller görebilir ve hayali sesler duyabilir.
Esrar yüksek miktarda alındığı zaman konuşmada dağınıklık, gerçeği değerlendirme yetisinde bozulma, korku, panik, intihar düşünceleri ortaya çıkabilir.
Kokain alındığında ise, aşırı kuşkucu davranış, saldırgan davranışlar, aşırı hareketlilik saptanabilir.
Sakinleştirici ve yatıştırıcı haplar ile solunum yavaşlar, uykulu bir hal gelişir ve tansiyon düşer.
YOKSUNLUK BELİRTİLERİ
Uyuşturucu maddelerin bırakılması veya kullanılan dozun azaltılması ile bazı belirtiler ortaya çıkar. Bunlar arasında; şiddetli ağrılar, kusma, ishal, terleme, uykusuzluk, burun akıntısı sayılabilir. Kokain gibi uyancı maddeler bırakıldığında ise mutsuzluk, durgunluk, uykulu bir hal veya depresyon benzeri bir tablo gözlenebilir.
Bütün maddelerin bırakılması ile ortaya sinirlilik, huzursuzluk, rahatlayamama hali ortaya çıkmaktadır. Bu durum saldırgan davranışlara neden olabilmektedir. Ancak tüm bunlar çok acil müdahale gerektiren durumlar değildir.
Uyuşturucu Maddeler ile İlgili Yanlış İnançlar
1. “Ben bağımlı olmam”
Herkes bağımlı olabilir. Bunun psikolojik ya da sosyal etkenler ile doğrudan ilişkisi yoktur. Madde kullanımı bedende zamanla biyolojik değişikliklere yol açar. Madde kullanıldığı sürece bundan kaçınmak olası değildir.
2. “Bir kere kullanmaktan bir şey çıkmaz”
Kokain gibi bazı maddeler ilk kullanımdan sonra bile bağımlılık oluşturabilir. Bir kere kullandıktan sonra uyuşturucu maddenin ikinci kez kullanılması daha kolay olur. Çünkü kişinin korkusu kalkmıştır. Maddeyi nereden bulabileceğini bilmektedir.
3. “Ara sıra kullanmakla bir şey olmaz”
Genelde kişiler ara sıra kullanma niyeti ile başlar. Ancak daha sonra bağımlı hale gelmişlerdir. Ara sıra kullanılsa bile bunlar zararlarını gösterir. ‘Aralıklı uzun süre kullanım bireyde ruhsal ve kimyasal değişikliklere neden olur. Ara sıra kullanım ülkedeki madde talebini azaltmaz.
4. “Esrar, alkol ve sigaradan daha tehlikeli değildir”
Esrar tehlikeli bir uyuşturucu maddedir. Alındıktan sonra bedende yağ dokusunda birikir (özelliklede beyin ve üreme organlarında). 30 gün süre ile dokularda kalır. Bu nedenle zarar verici etkileri daha yüksektir. Bellekte kayıp, öğrenme bozukluğu, solunum sistemi bozukluklarına neden olabilir. Esrar sigaradan çok daha yüksek oranlarda kanser yapıcı madde içermektedir.
5. “Ben kontrol edebilirim”
Bu inanç ile madde kullanmaya ilk adım atılmaktadır. Uyuşturucu kullanılan ortamlara “ben kendimi kontrol edebilirim” düşüncesi ile girilmektedir. Halbuki seçilecek en güvenli yol bu ortamdan kaçmaktır. Birçok kişi hala kontrol edebileceği inancını taşırken bağımlı hale gelmiştir. Bağımlı olanların bir kısmı hala kontrol edebileceğine inanmaktadır.
6. “Benim iradem güçlüdür”
Yukarıda anlatıldığı gibi bunun irade güçlüğü ya da zayıflığı ile mutlak bir ilişkisi yoktur, Kişilik patolojileri kimi zaman madde kullanımına neden olabilmektedir. Ancak böyle bir sorunu olmayanlar da bağımlı olabilmekte ya da böyle bir sorunu olanlar bağımlı olmamaktadır. Bu nedenle bireysel özellikler önemli olmakla birlikte neden sonuç ilişkisi yaratmaz.
7. “Herkes kullanıyor ve bir şey olmuyor”
Bu düşünce kişinin kendisine yandaş arama çabasından kaynak alır. İnsanların ve gençliğin büyük çoğunluğu madde kullanmamaktadır. Çevresinde uyuşturucu kullanan kişilerin maddenin zararlarını görmesi zaman alabilir. Bu nedenle bugün onlara bir şey olmaması yarın maddenin zararlarım görmeyecekleri anlamına gelmez. Ayrıca az da olsa bazı kişiler madde ile ilgili büyük sorunlar yaşamamaktadır. Ancak bireyin onlar gibi olma şansı, bağımlı olma şansından çok daha düşüktür. Madde kullanmayan kişilerde mutlu ve üretken yaşayanların oranı, madde kullananlara göre daha fazladır.
8. “Sadece zayıf bireyler bağımlı olur”
Bunun tam tersi doğrudur. Madde kullanan kişiler belli bir süre içinde zayıf insanlar haline gelir. Hiçbir kimse bağımlı olmak amacı ile uyuşturucu kullanmaya başlamaz. Davranış ve kişilik değişiklikleri bir süre sonra uyuşturucu kullanımı nedeni ile ortaya çıkar. Bu nedenle bağımlıları zayıf, tehlikeli insanlar olarak nitelemek yanlıştır
9. “Uyuşturucu sadece kullanan kişiye zarar verir”
Aile sevdiği üyesinin durumundan etkilenir. Bireyin toplumsal üretkenliği ortadan kalkar. Sağlık harcamaları artar. İstenmeyen kazalara yol açabilir. Madde bulma zorunluluğu olduğunda suç işleyebilir. Çevresindeki diğer insanlara örnek olarak uyuşturucu kullanımının toplum içinde yaygınlaşmasına neden olabilir.
10. “Tüm bağımlılar hapsedilmelidir”
Bağımlıların hapsedilmesi sorunu çözmez. Kişinin hastalığını ortadan kaldırmaz. Tedavi ve rehabilitasyondan sonra birey iyileşebilir ve madde kullanmayı bırakabilir. Cezasını çektikten sonra çıkan kişi eğer tedavi olmadıysa tekrar madde kullanmaya başlayacaktır.
Okulda Uyuşturucu Madde Eğitimi
Yapılması gerekenler:
• Öğrencileri özendirmemeye dikkat edilmelidir. Kullanım biçimlerinin ve etkilerinin anlatılması ya da yasaklayıcı tavır özendirmeye neden olabilir.
• Merakın artırılmamasına özen gösterilmelidir. Bu nedenle açık, samimi ve inandırıcı olmak önemlidir.
• Baskıcı ve yasaklayıcı olmak çözüm getirmez, aksine kullanma merakını artırabilir.
• Öğrencileri etiketleme sık yapılan bir davranıştır. Uyuşturucu kullandığından kuşku duyulan öğrenci bir süre sonra kullanıcı olarak etiketlenebilir. Bu aşamadan sonra o öğrenciye ulaşmak çok zor olacaktır.
• Ön yargılı olmak ve bu yargılara göre davranmak, iletişimi bozabilecek ve doğru kararları vermeye engel olabilecek bir durum yaratır.
• Uyuşturucu kullanımının nasıl olduğu ve kullanmak için neler gerektiğinin öğretilmemesine özen gösterilmelidir. Amaç önlemektir, nasıl kullanıldığını öğretmek değildir.
• Uyuşturucu karşıtı mesajların doğrudan verilmesi beklenen yararı sağlamamaktadır. Bu nedenle endirekt mesajlar seçilmelidir.
Kimler, nasıl eğitilmelidir?
• Uyuşturucu ile ilgili konulan konuşmaktan kaçınmamalıdır. “Bu konulardan konuşursam çocuğun aklına sokarım” düşüncesi yanlıştır. Ancak konuya hakim olmadan ve bilmeden konuşmaktan kaçınmak gerekir.
• Öncelikle sorun küçümsenmemeli ve “benim sınıfımda kullanan yoktur” gibi ön yargılar ile yola çıkılmamalıdır.
• Tüm sınıfa ulaşmak mümkün değil ise, o zaman risk altındaki öğrencilere yönelmek iyi bir çözüm olabilir.
• Diğer derslerin arasında uyuşturucu ve zararlarından bahsetmek çok etkilidir. Buna örnek olarak kimya, biyoloji, yurttaşlık bilgisi dersleri verilebilir.
• Küçük yaştaki öğrencilere eğitim verirken dikkat edilmelidir. Okul eğitimi projesi daha çok lise iki ve üst sınıf öğrencilere yönelik olarak hazırlanmıştır. Daha küçük sınıflarda bu kadar ayrıntılı bilgi vermek sakıncalar doğurabilir.
• Alt sınıflarda sigara ve alkol ile ilgili konulara yer vermek, bu maddelerin zararlarını tartışmak daha iyi sonuçlar verebilir.
ALINTI= |
|
|
|
|
|
|
|